| |
Konya Ilgın Tanıtım
Eldeş Köyü'nün idari olarak bağlı bulunduğu Ilgın ilçemiz bilgileri hakkında bu sayfamızdaki makalelerde yer vermeye çalışacağız.
Konya ili, Ilgın ilçesi, Eldeş Mahallesi, Türkiye Cumhuriyeti coğrafyasının en geniş vilayeti, Mevlana diyarı, tahıl ambarı olan Konya ilimize bağlı kaplıcaları ile meşhur tarih ve doğa cenneti kadim şehir, Ilgın ilçemiz köklü bir tarih ve zengin bir kültür mirasına sahiptir.
Konya ili, Ilgın ilçesi, İç Anadolu bölgesinin güney batı bölümünde yer alan Konya iline bağlı şirin bir ilçedir. Ilçe merkezi Konya'dan 87 km kuzey batıda geniş bir ova üzerine kurulmuştur.
Ilgın, ilçe hudutları 37 derece 17 dakika enlem (kuzey parelelleri) 31 derece 55 dakika boylam (Meridyenleri) arasandadır. Denizden yüksekliği 1029 metre rakımlı bir ilçedir.
Ilgın'ın doğusunda Kadınhanı batısında Aksehir, Doganhisar, Tuzlukçu, kuzeyinde Yunak, güneyinde Derbent, Beyşehir, Hüyük ilçeleri yer almaktadır.
Faydalı olması temennisiyle.
Derleyen: Beytullah YILDIRIM
Her şeyin doğrusunu Cenab-ı Allah bilir. Gayret bizden tevfik Allah C.C. dan.
Eldesnet'e Massenger'dan mesaj ve fotoğraf göndermek için buraya tıklayınız.
Eldesnet Facebook grubu için buraya tıklayınız.
Bu sayfalarda yer almasını istediğiniz yazılarınızı, düzeltme, bilgi ve fotoğraflarınızı e-mail ile veya buraya ziyaretçi defterine yazabilirsiniz.
Bu sayfanın derlenmesinde değerli katkıları olan herkese çok teşekkür ederim. Katkı sağlamak, düzeltmek ve eklemek istedikleriniz hakkında lütfen bizimle iletişime geçiniz.
Fotoğraflarlar:
Ilgın, Eldeş Köyü Ulaşım Trafik Yön Levhası 2007.
Ilgın, Eldeş Köyü Gökçeyurt Kembos Yolu 2011.
Konya Ilgın Eldeş Tarih ve Kültür Araştırmaları 14.02.2004 / 27.05.2026.
Derleyen: Beytullah YILDIRIM / Eldesnet Ilgın, Eldeş Köyü Araştırmaları.
Ilgın Tanıtım Filmi
Konya ili, Ilgın hakkında bilgiler içeren tanıtım filmine yer vermeye çalışacağız.
Konya, Ilgın Tanıtım Filmi
Ilgın Tarihi ve Genel Bilgileri Videosu
Konya Ilgın Eldeş Tarih ve Kültür Araştırmaları 14.02.2004 / 27.05.2026.
Derleyen: Beytullah YILDIRIM / Eldesnet Ilgın, Eldeş Köyü Araştırmaları.
Ilgın Hakkında Genel Bilgiler
Ilgın şehri hakkında bütün yönelriyle özet bilgilere burada yer vermeye çalışacağız.
Konya ili, Ilgın ilçesi her yönüyle köklü ve zengin bir tarih birkimine ve doğal güzelliklere sahip bir yarleşim yeridir.
Ilgın, Konya ilinin bir ilçesidir.
Ilgın ilçesi Konya'ya 86 km mesafede olup yaklaşık 2025 senesi sonu itibariyle 53.167 nüfuslu bir ilçedir. Ilgın şeker fabrikası ve Ilgın Kaplıcaları ilçe merkezinde bulunmaktadır. Yüksek öğrenim kurumuna bağlı Selçuk Üniversitesi Ilgın Meslek Yüksek Okulu eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Tarihi Ilgın Kaplıcaları tam şifa kaynağıdır. Özellikle bahar ve yaz aylarında ülkenin ve dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler ile dolup taşar.
Ilgın, Çavuşçu Gölü kenarında, Hamam Dağı civarında ve Ilgın'ın güneyinde yer alan ormanlık mahallerde piknik yapma, avcılıkla meşgul olma, yürüyüş turlarına çıkma imkânı vardır. Antik çağlardan günümüze kadim bir yerleşim mahalli olması, Ilgın'a güngörmüş bir hava katmaktadır. Geleneklerle göreneklerini modern hayatın gerekleriyle uyum içinde yürüten ilçe halkı da tarihin derinliklerinden gelen bir vakarla hareket edinmeyi ilke edinmişlerdir. Ilgın'lılar misafirperver, yardımsever, insancıl, onurlu ve dürüsttürler.
Ilgın isim kökeni
Ilgın, adı ile alakalı farklı rivayetler sözkonusudur.
Ilgın ismini kışın karda sadece bir gün boyunca açan bir çiçek'ten almıştır.
İlçedeki kaplıcanın varlığından hareketle “Allah’ın, Tanrı’nın ve Yaratıcı’nın Hamamı” anlamına Hüdâî Hamamı ismiyle de anılmıştır.
Kaplıca, anlamındaki Germ kelimesi, tek başına Ilgın’ın adı olarak kullanıldığı gibi çoğunlukla Ab-ı Germ (Ilık Su, ılıca) terkibiyle de kullanılmıştır. Kaplıcanın varlığı sebebiyle "Ilık su, ılığın" anlamında Ilgın ve Ilgun isimleri de tarihi kaynaklarda ilçeyi tanımlamak üzere kullanılmaktadır.
Ilgın adının bölgede eskiden çokça yetişen Ilgın ağaçlarından aldığı görüşü de kuvvetli bir ihtimaldir. Sevgili Peygamberimiz, Hz. Muhammed S.A.V.'in ilk hutbesini okuduğu kütüğün ismininde Ilgın ağacı olması (Arapça: Esel) bu ihtimali kuvvetlendirmektedir.
Seyyah- fakir Evliya Çelebi ünlü eseri Seyehatnamesinde, Katip Çelebi, Mekki, Clement Huart, gibi seyyahlar Ilgın'ın adını Ilıcasından aldığını belirtirler. Avrupa tarihçilerinden Harles'in yazdığı eserinde Ilgın adının Tiberyopolis olduğu, Mehmet Edip Bin Derviş'in yazdığı Nehçet-ül Menazil isimli eserinde, Avrupa tarihçisi Chput'un eserinde Ilgın adının nereden geldiği kaplıcasının önemi hakkındaki varılan görüşler hep aynı noktada birleşmektedir.
Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmed'in yöreyi fethinden sonra hem el yazması vesikalarda, eserlerde ve kitâbelerde "Ilgun / Ilgın" isminin kullanımı yaygınlaşmıştır. Nitekim bugün de ilçe hala aynı adla Ilgın olarak anılmaktadır.
ILGIN TARİHÇESİ
Konya İli, Ilgın ilçesi günümüz'de Türkiye'de, İç Anadolu bölgesinin güney batısı bölümlünde yer alan önemli bir tarihi yerleşim yeridir. İç Anadolu ile Batı Anadolu arasında geçiş yolu üzerindedir.
Ilgın, sağlık turizmine yönelik Roma devrinden kalan kaplıcalar ve içmelerin bulundugu ilçede, tarihi camiiler, türbeler ve bedesten vardır.
İlkçağdan Türk Hakimiyetine Kadar Ilgın
Tarih Öncesi Dönemlerde Ilgın
Konya’dan batıya açılan yol güzergâhındaki Ilgın, tarihin her devrinde önemli bir yerleşim yeri olmuştur.
Ilgın ve civarının tarihi geçmişini araştırırken, yerleşim yerlerinin tespitinde sürekli devam eden yerleşme geleneğini takip etmekte yarar vardır. Tarihçilerin isimlendirdiği Prehistorik çağı oluşturan Paleolitik dönem M.Ö. 1.000.000-10.000 arası, Mezolitik M.Ö. 10.000-8.000 arası, Neolitik M.Ö. 8000-5500 tarihleri arası yerleşmelerini dikkate almak gerekmektedir.
Ilgın'da ise elde edilen bulgulara göre ilk yerleşmelerin son Neolitik, Kalkolitik M. Ö. (5500-3000) ve Tunç çağlarında M. Ö. (3000-1200) Ilgın ovasına açılan akarsu dere ve çay yataklarındaki su kaynakları çevresindeki vadilerde yoğunlaştığı dikkati çekmektedir. Bu dönemin göller bölgesi kültürleri arasında yakın ilişkiler vardır.
Ilgın ve çevresinde yapılan yüzey araştırmaları sonucunda Argıthanı, Eldeş Nodalar Höyük, ve Başhöyük’te Kalkolitik (M.Ö. 5500-3000) döneme ait seramikler bulunmuştur. Ayrıca, Mahmuthisarı Höyük, Karaköy Höyük ve Navruşuk Höyük’lerde Erken Tunç Çağı (M.Ö. 3000 - 2500) seramikleri ile Ilgın Höyük, Şarampol Tepe (Çavuşçugöl), Eldeş Höyük’teki keramiklerde M.Ö. 2000’lere tarihlenmektedir.
Ilgın konumu itibariyle Milattan Önce 2 bin coğrafyasında: Pitaşşa sınırları içerisinde yer alır. Bu dönemde M.Ö. 2 binden itibaren insanların, daha çok savunması kolay olan korunaklı yerlere yerleşmeye yöneldikleri görülmektedir.
Bölge Klasik dönemlerde ise: Doğu Phrygia, Firigya sınırları dahilinde olduğu görülüyor.
Antik çağda Roma İmparatorluğu devrinde Romalılar tarafından: Ilgın'ın da içerisinde bulunduğu Asia olarak adlandırılan bölge; Galatia, Pisidia ve Lykaonia topraklarının kesişme noktasında bulunmaktaydı. Bizanslılar zamanında ise Anatolikon Theması sınırları içerisinde yer almaktaydı.
Hititler Döneminde Ilgın M.Ö. 1200 - M.Ö. 1190
Ilgın; günümüzden 3500 sene önce Milattan önce; 1500 - 1200 tarihleri arasında şimdiki yerleşim yerinin 25 km. kuzey doğusunda Hititler tarafından "Yalburt" adıyla büyük bir şehir devleti olarak kurulmuştur.
Bölge, Hitit İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiş (M.Ö. 1650-1190) ve bu dönemde Ilgın önemli bir yol güzergâhı konumunu korumuştur. Hititlerin batı Anadolu da bulunun Arzava Konfederasyonuyla sürekli bir mücadele içinde olmasının sonucu 3 Hattuşli'nin Yalburt'u yerleşim merkezi yapmıştır. Hitit Kralı IV. Tuthalia’nın Arzava Seferi (M.Ö. 1250-1220) sırasında Yalburt’ta kutsal bir su anıtı inşâ ettirmesi bunun bir göstergesidir.
Hitit ve Arzava ordularının karşılıklı seferleri çoğunlukla bu bölge üzerinden yapılmıştır. Eski bir yerleşim merkezi olan Ilgın'ın o devirlerde Tyriaion adıyla anıldığını yazılı kaynaklarda geçmektedir.
Hitit dönemine ait Ilgın-Kadınhanı yolu üzerinde Hitit su barajı ve Köylütolu abidesi bu dönemi yansıtır. Köylütolu abidesi Hititçe yazıtların olduğu eser Ankara Etnoğrafya müzesindedir. Bölgedeki M.Ö. 2. bin senesinde yaşanan siyasi toprak mücadeleleri, can güvenliğini ön plana çıkarmış bu sebeple yerleşim yerlerinin konumlarını etkilemiştir. Bu dönem güvenlik sebebiyle yerleşmeler zirai, tarım alanlardan çok stratejik daha emniyetli noktalara kayma eğilimi göstermiştir. Hitit dönemi eseri Ilgın Çobankaya / Şuhut köyü, Yalburt yaylasında bulunan 15 ten fazla iri taş bloklor dini, tarihi ve askeri zaferleri konu aldığı tesbit edilmiştir. Hititler zamanında Yalburt ta kurulan bu şehir Ilgın'ın 4000 yıllık bir tarihi geçmişi ortaya çıkmaktadır.
Ilgın Höyükleri
Ilgın'ın kuruluşuna göre 4.000 senelik geçmişe dayanan Hitit devri Ilgın için yakın bir tarih sayılır. Ilgın civarında yapılan araştırmalar sonucu, Ilgın merkez'de ve çeresinde 22 adet Höyük olduğu tespit edilmiştir.
Ilgın, Çayağzı mevkiinde bulunan höyükte yapılan araştırmalarda incelenen keramik parçalarının yazının bulunmasından M. Ö. (4000-3500) 3000 sene öncesine dayandığı tesbit edilmiştir. Bu tarih Neolitik çağ M.Ö. (7000-6500) yıllarına rastlamaktadır. Bunun sonucu olarak Ilgın'ın 8500-9000 yıllık bir tarihi geçmişe sahip olduğu ortaya çıkmaktadır.
Frigler Döneminde Ilgın M.Ö. 750 - M.Ö. 680
Hitit İmparatorluğunun yıkılmasının ardından Ilgın ve civarı Firigler (Fryeyler M.Ö. 750 - 680) hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde Firigya toprakları sınırları içerisindeki yoğun yerleşim yerlerinden birisi konumundaydı.
Frigler, MÖ 1200 civarında Boğazlar üzerinden Anadolu’ya göç eden ve Orta Anadolu’da, Gordion (Ankara/Polatlı) merkezli güçlü bir devlet kuran Hint-Avrupa kökenli bir uygarlıktır. Tarım, maden işçiliği ve dokumacılıkta ileri giden Friglerin en ünlü hükümdarı, efsanelere konu olan Kral Midas'tır.
Hitit İmparatorluğu'nun yıkılışının ardından Anadolu'daki siyasi boşluğu doldurmuşlardır. Avrupa, Trakya ve Makedonya kökenli oldukları bilinmektedir.
Frigler günümüzdeki Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya üçgeninde kalan ve "Frig Vadisi" olarak bilinen dağlık ve volkanik tüf arazisine yerleşmişlerdir.
Friglerde Ekonomik ve Sosyal Hayat
Tarım ve Hayvancılık: Sert kanunlarıyla ünlüdürler. Tarım o kadar kutsaldır ki, saban kırmak veya öküz öldürmenin cezası ölümdür.
Maden ve Dokumacılık: Çengelli iğne anlamına gelen ve günümüzdeki çengelli iğnelerin atası sayılan fibulaları icat etmişlerdir. Ayrıca dokudukları ünlü kilimler (tapestry) dış pazarlarda büyük ilgi görmüştür.
Mimari ve Kaya Anıtları: Volkanik tüf kayaları oyarak devasa tapınaklar ve mezar anıtları inşa etmişlerdir. En bilinen eserleri Midas Anıtı (Yazılıkaya) ve görkemli kral mezarlarının bulunduğu Gordion Tümülüsleridir.
Friglerde İnanç ve Kültür
Friglerin en büyük tanrıçası, bereketi ve doğayı temsil eden ana tanrıça Kibele (Kybele)'dir. Müzik alanında gelişmiş olup, günümüzdeki pan flüt ve zillerin kökeni sayılan çalgıları icat etmişlerdir.Tarihte bilinen ilk ve en önemli tiyatro ve müzik yarışmalarını düzenlemişlerdir.
Frigya Devleti, M.Ö. 7. yüzyılın başlarında Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerler'in istilasına uğramış, Kral Midas'ın da yenilgi sonrası intihar etmesiyle siyasi güçlerini kaybetmiş ve yıkılarak tarih sahnesinden silinmişlerdir.
Ligyalılar Döneminde Ilgın M.Ö. 680 - M.Ö. 546
Firiglerin ardından Ilgın (M.Ö. 680-546) tarihlerinde Lykialılar hâkimiyetine girmiştir.
Phrglerin, Kimmer yenilgisinden sonra kendilerini bir daha toplayamaması sonucu batısındaki Lidya iyice güçlenmiş ve Kimmerleri ülkelerinden çıkarmışlardır. Böylece Ilgın ve civarı idari olarak Lidyalıların kontrolü altına girmiştir.
Lidyalılar, Antik Çağ'da Batı Anadolu'da Gediz ve Küçük Menderes vadilerini kapsayan bölgede (günümüz Manisa-Uşak civarı) yaşamış, Hint-Avrupa kökenli bir uygarlıktır. Ticari zekalarıyla öne çıkan Lidya medeniyet,; değiş-tokuş (takas) alavere sistemine son verip tarihte ilk madeni parayı (sikke) icat etmişlerdir. Lidyalılar, M.Ö. 7. yüzyılda Kral Alyattes döneminde altın ve gümüşün karışımı olan elektron madenini kullanarak ilk defa mühürlü paraları bastırıp tedavüle koyup ticarette alışverişte kullandılar.
Ilgın ve bölgemizden geçen ünlü Kral Yolu'nu inşa etmeleriyle tanınırlar. Kral Yolu: Sardes'ten (Sard) başlayıp Mezopotamya'ya kadar uzanan bu tarihi ticaret yolu, hem doğu-batı kültürleri arasında bir köprü olmuş hem de Lidyalıları dönemin en zengin devletlerinden biri yapmıştır. Sardes Antik Kenti, Manisa'nın Salihli ilçesinde yer alan tarihi bir antik kenttir. Lidya Krallığı'na başkentlik yapmış olan bu önemli merkez, paranın tarihte ilk kez basıldığı yer olarak bilinmektedir.
Başkent ve Zenginlik: Başkentleri Sardes'tir (Sard). Kral Krezüs (Karun) zamanında tarihin en zengin dönemini yaşamışlardır. Bölgedeki (özellikle Sart çayı çevresi) altın madenleri bu zenginliğin temel kaynağıdır.
Lidyalılar, ordularını genellikle paralı askerlerden kurmuşlardır. M.Ö. 546 senesinde Pers İmparatorluğu'nun Lidya'ya saldırması ve paralı askerlerin savaşta yeterli başarıyı gösterememesi sonucu devlet yıkılmıştır.
Persler Döneminde Ilgın M.Ö. 546 - M.Ö. 331
Ilgın, Lidyalılar (Lykialılar)'ın hakimiyeti ardından Pers hâkimiyetine girmiştir. Ilgın ve civarındaki bölgeler Pers İranlıların yönetimine girdi.
Bölge bir süre Pers (M.Ö. 700-546) egemenliğinde kalan Ilgın, Büyük İskender’in Persler’i yenmesinin ardından Makedonya idaresi altına girmiştir.
Persler, M.Ö. 547 yılında Kral Kyros'un Lidya kralı Kroisos'u yenerek Sardes'i almasıyla Anadolu'ya girdi. Yaklaşık 200 yıl süren bu dönem, bölgeyi satraplık adı verilen eyaletlere bölerek, tarihte ilk kez Doğu ile Batı arasında köprü kuran bir idari yapı kazandırdı.
Persler döneminde (Ahameniş İmparatorluğu) Konya sınırlarında yer alan Ilgın bölgesi, coğrafi olarak Frigya bölgesi içerisinde kabul ediliyordu ve idari olarak Daskleion Satraplığı (veya zaman zaman sınır düzenlemeleriyle Kapadokya Satraplığı) sınırlarına bağlıydı.
Makedonya Kralı Büyük İskender, MÖ 334-331 yılları arasında yaptığı Granikos, İssos ve Gaugamela savaşlarında Persleri ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Bu zaferler sonucunda Ahameniş Pers İmparatorluğu yıkılmış, İskender'in sınırları Hindistan'a kadar uzanan Helenistik devasa imparatorluğu kurulmuştur.
Helenistik Dönemide Ilgın
Makedonya Büyük İskender Döneminde Ilgın M.Ö. 331 - M.Ö. 323
Granikos Savaşı (M.Ö. 334): Anadolu'ya ayak basan Büyük İskender, Biga Çayı yakınlarında Pers satraplarından (valilerinden) oluşan orduyu bozguna uğrattı. Bu zafer, ona Anadolu kapılarını açtı.
İssos Savaşı (M.Ö. 333): Günümüzde Hatay/Dörtyol yakınlarında gerçekleşen bu savaşta, Pers Kralı III. Darius ile İskender bizzat karşı karşıya geldi. İskender'in taktiksel üstünlüğü sayesinde Persler ağır bir kayıp verdi ve III. Darius savaş alanından kaçtı.
Gaugamela Savaşı (M.Ö. 331): Mezopotamya'da (bugünkü Kuzey Irak) yapılan bu son ve kesin savaşta, İskender sayıca çok üstün olan Pers ordusunu tekrar yendi. III. Darius'un kaçmasıyla birlikte Pers İmparatorluğu tarihe karıştı ve İskender, Pers başkenti Persepolis'i ele geçirdi. Böylece Anadolu, Ilgın ve civarında Pers hakimeti sona erdi.
Konya, Ilgın, Perslerden sonra ünlü Makedon Kralı Büyük İskender'in hakimiyetine girmiştir. Ilgın hızla genişleyen Makedonya topraklarına katılmıştır.
Büyük İskender, Anadolu'yu bir savaşta veya askeri yenilgiyle kaybetmedi. Anadolu'yu Makedonya kontrolünden çıkaran asıl olay, MÖ 323'te İskender'in genç yaşta ve ardında bir varis bırakmadan aniden ölmesiydi.
Bergama İttifakı Dönemide Ilgın
Ilgın, Bergama akropolünün Helenistik dönemde çok önemli izlerini taşımaktadır. Bu dönemde Tyriaium olarak isimlendirilen Ilgın, Bergamalılar ile müttefik olarak birlikte hareket etmiştir. Dönemin Bergama Kıralı II. Eumenes Ilgın'a gönderdiği, Mahmuthisar köyünde bulunan, Konya Arkeoloji Müzesinde bulunan bir teşekkür mahiyetindeki taş yazıt ve günümüzde bir höyük olan alanda inşa ettirilen muhteşem zignazyum yapısı bunun en belirgin örneğidir.
Bu döneme ait olduğu düşünülen Ilgın merkezde Lala Mustafa Paşa Külliyesi han girişinin bahçesinde bulunan Zeus sunağı (altar) II. Eumenes zamanında M.Ö. 170-159 seneleri arasında yapılmıştır. Ilgın Eldeş Köyü başta olmak üzere bu Phryg dini gelenek ve ritüellerde kullanılan altarların, Zeus megistos sunağı bir sunak alanında olduğu düşünülüyor. Bölgemizde pek çok eski medeniyetlerin izleri günümüzde halen görülmektedir. Helenistik döneme ait bu kalıntılar ve tarihi eserler bunun en somut örnekleridir.
Ilgın ve çevresinde de Roma döneminde Phryg dini geleneklerinin devam ettiği yapılan epigrafik çalışmalarla anlaşılmıştır. Ilgın'ın kuzeyindeki Çavuşçu Köyü'nde bulunan Zeus Megistos adına bir kutsal taşra altarına adanmış üç adet yazıt bunun bir göstergesidir. Yayımlanan diğer yazıtlardan da Zeus Megistos'a ait kutsal tapınım alanlarının Ilgın çevresinde çok sayıda olduğu gözlemlenmektedir; bu tür yazıtlara Ilgın merkez, Eldeş, Mahmuthisar'ın güneyindeki Mezarlık ve Meydanlı'da da rastlanılmıştır.
Bergama hamisi olarak Anadolu'da güçlenerek kök salan Roma, Bergama'nın her başarısından sonra bölgedeki etkisini venüfusunu artırmıştır. M.Ö. 138 yılında Bergama kralı olan 3 Attolos bir vasiyetnameyle Bergama şehri dışındaki Ilgın'ın da içinde bulunduğu bütün topraklarını Roma'ya bırıkmıştır.
Roma İmparatorluğu Dönemide Ilgın M.Ö. 138 - M.S. 1077
Bergama hakimiyetnden sonra da Ilgın'ın M.Ö. 138’de Roma İmparatorluğu ve Bizans Devleti toprakları olmuştur.
Ilgın ve bölgeye 10. Yüzyılın başlarına kadar Müslüman Arap ordularının fetih hareketleri başlamıştır.
956 Yılında Nikephoros Phakus tarafından alınmıştır. Bölge ve Ilgın'da dahil olmak üzere 11. Y.Y. ilkbaşları 1077 senesine kadar Roma İmparatorluğu Roma egemenliği hüküm sürmüştür.
Klasik devirlerde Triatum, Tyriaum ve Lageina olarak adlandırılan Ilgın, Kral yolu üzerinde bulunması sebebiyle önemli bir sehir olarak dikkati çeker. Ege kıyısında Lidya'nin başkenti Sard'dan baslayarak Mezopotomya'ya kadar ulaşan Kral yolu üzerinde bulunan Ilgın ve çevresi, sırasıyla Hitit, Firig, Lidya, Roma ve Bizans'a hükümranlığı altına girmiştir.
Ilgın, ilk çağlardan beri önemli bir geçiş güzergahı üzerindedir. Bölgenin dönemlere göre Hitit-Arzava, Frig-Assur-Kimmer, Grek-Pers, Bergama-Selevkos, Roma-Galat, Roma-Part Bizans-Sasanı, Bizans-Arap ve Bizans-Türk mücadelelerinde önemli bir cephe olması homojen bir halktan çok hareketli heterojen bir nüfusa sahip olduğu izlenimini vermektedir. Hele bu yelpazeye ticaret yollarının geçmesi sonucu tüccarların yerleşmeleri ayrı bir özellik vermektedir. Türkler Anadolu'nun 1071'de fethiyle bölgeye girmişler ve iskan etmeye başlamışlardır.
Türk Hakimiyeti Dönemlerinde Ilgın
Büyük Selçuklular Döneminde Ilgın 1077
Malazgirt meydan savaşından 1071 sonra Anadolu'nun kapısı Türklere açılmıştır. Büyük Selçuklular, Ilgın’ı 1077 senesinde Anadolu Selçuklu Devletinin Kurucusu olan Kutalmişoglu Süleymanşah tarafından fethedilerek, Büyük Selçuklu Devleti'ne katılmıştır.
Anadolu Selçukluları Döneminde Ilgın
Türk hakimiyetinde, Anadolu Selçuklu döneminde Akşehir’in vilâyet olduğu, Ilgın’ın da idari olarak Honaz vilâyetine bağlı olduğunu görmekteyiz.
Haçlı saldırıları sırasında da Ilgın’ın müteaddid defalar yağmalandığı ve yakılıp yıkıldığı anlaşılmaktadır.
Ilgın, Selçuklu Devleti döneminde kaplıcalarından dolayı Ab-ı Germ (ılık su) adını aldığını yazılı vesikalarda geçmektedir.
Anadolu Selçukluları döneminde Ilgın, büyük bir imar görmüştür. Bilhassa Alaaddin Keykubat ve II Gıyasettin Keyhusrev zamanında çok önemli eserler inşaa edilmiştir. Alaaddin Keykubat ve Vezir Sahip Ata tarafından Roma dönemi açık havuz şeklindeki harap durumdaki termal yapıların yerine büyük bir kaplıca, Anadoludaki ilk Türk hamamı binası (çifte hamam) inşaa edilmiştir. Böylece Ilgın, Konya civarında Ab-ı Germ (Ilıca / Kaplıca) şehri olarak tanınmış ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
Anadolu Selçukluları Dönemi I. Haçlı Saldırısı Ilgın 1096 - 1099
Ilgın, I. Haçlı Saldırısı (Seferi) 1096-1099, Anadolu Selçuklu Devleti ve Anadolu'daki yerleşim yerleri için büyük bir yıkım ve mücadele dönemi olmuştur.
Stratejik bir geçiş noktası olan Ilgın ve çevresi, bu seferler sırasında doğrudan etkilenen ve önemli tarihi olaylara sahne olan bölgelerden biridir.
Akşehir-Ilgın Çatışmaları: I. Kılıçarslan, Haçlıların sayısal üstünlüğüne karşı yıpratma taktikleri uygulamıştır. Özellikle 1099 senesinde Danimarka Kralı Sven'in liderliğindeki yağmacı Haçlı ordusu, I. Kılıçarslan'ın kuvvetleri tarafından Akşehir ile Ilgın arasında tamamen imha edilmiştir.
Haçlı ordularının ana geçiş güzergâhında yer alan Ilgın ve çevresi, saldırılar sırasında birçok kez barbar Haçlılar tarafından yağmalanmış, yakılıp yıkılmıi ve büyük bir tahribata uğramıştır.
Savaş Sonrası İmar: Yaşanan bu ağır haçlı tahribatlarından sonra Ilgın, özellikle Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat ve Vezir Sâhib Ata dönemlerinde büyük bir imar faaliyetine sahne olmuş ve şifalı sularıyla ünlü bir kaplıca (Ab-ı Germ) merkezi haline gelmiştir.
Anadolu Selçukluları Kir Farid Döneminde Ilgın 1220
Ilgın, Hicri: 617 Miladi: 1220 senesinde Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykûbad (علاء الدٖين كيقباد بن كيخسرو) tarafından idaresinin kayın babası Kir Farid'e verilmştir.
Kir Farid (tarihi kaynaklarda Kir Fard, Kir Vart veya Kervard olarak da geçer), 13. yüzyılın başlarında bugünkü Alanya (Kalonoros) ve çevresine hükmetmiş Ermeni kökenli bir kale beyidir. "Kir" (Kyr), Roma döneminde asilzadeler ve bölge yöneticileri için kullanılan, "bey, efendi, hükümdar" anlamına gelen bir unvandır (Yunanca kirios kelimesinden türemiştir).
Ilgın'ın bu dönemde Kir Farid’e verildiği yazılı kaynaklarda da geçmektedir.
Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad'ın evlendiği Alâiye (Alanya) hakimi Kir Fard'ın (Kyr Vart) kızı, evlendikten sonra Müslümanlığı seçerek Mahperi Hunat Hatun adını almıştır. Tarihteki ilk külliye yaptıran kadınlardan biri olup, II. Gıyâseddin Keyhüsrev’in de annesidir.
Anadolu Selçukluları Davut Şah Döneminde Ilgın 1227
Ilgın, Hicri: 625 Miladi: 1227 senesinde Mengücek oğullarından Erzincan'ın alınmasıyla bölgenin Erzincan ve Erzurum beylerinden Davut Şah'a verildiği görülmektedir.
Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, Erzincan'ı teslim eden ve kendisine yardımlarda bulunan Mengücekoğlu Davut Şah'a 1227 yılında Akşehir ile birlikte Ilgın'ı da tımar (dirlik) olarak vermiştir.
Ilgın, bu dönemde Selçuklu payitahtı Konya'nın kaplıcalarından dolayı değerli bir "su şehri" ve askeri açıdan ise stratejik bir konumunda bulunuyordu.
Selçuklu yönetim idari sisteminde uygulanmakta olan, belirli bir toprak gelirinin askerlere veya yararlılığı görülenlere verilmesi yöntemi olarak tımar sistemi Ilgın üzerinde de uygulanmıştır.
Ilgın, 1227 Senesinde; Alaaddin Keykubat’a Erzincan’ı teslim eden ve kendisine yardımlarda bulunan Mengücekoğlu Davut Şah’a 1227'de Akşehir ile birlikte Ilgın tımar olarak verilmiştir. Mengücek oğulları tarafından Erzincan’ın alınmasıyla, bölgenin Erzincan ve Erzurum beylerinden Davut Şah’a verildiği görülmektedir.
Ilgın, daha sonra Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin ve oğullarının eline geçmiştir.
Anadolu Selçukluları’nın son zamanlarında birkaç vilâyetle birlikte Ilgın’ın gelirleri, Afyon’daki Sahip Ata Oğulları’ndan Taceddin Hüseyin ve Nasrudddin Hasan’a verilmiştir. Ancak Sahip Ata Oğulları, Karamanoğlu Mehmed Bey’den Konya’yı kurtarmak için yola çıkmıştır. İki ordu Akşehir ovasındaki Kozağaç köyü civarında karşılaşmış, Değirmen çayı ya da Adayan çayı olarak adlandırılan mevkideki savaşın (1275) sonucunda Cimri (Siyavuş) ve Karamanoğlu Mehmed Bey komutasındaki ordu, Sahip Ata Oğulları’nı yenmiş ve bu bölge Çaylak adında bir beye verilmiştir. Bölge, Selçuklular’dan sonra kısa bir süre Karamanoğulları yönetimine geçmiştir.
Selçuklu veziri Sadeddin İsa’nın türbesi de Ilgın'da bulunmaktadır.
Ilgın Şeyh Bedreddin Türbesi: Konya'nın Ilgın ilçesinde, Şıhbedrettin Mahallesi'nde yer alır. Giriş kapısındaki sülüs kitabesine göre yapı, hicri 685 (miladi 1286-1287) senelerinde Sâdeddin İsa tarafından Seyfeddin Emir Balaban adlı bir kişi adına yaptırılmıştır.
Anadolu Selçuklu Beylikler Döneminde Ilgın
Anadolu Selçuklu Devleti’nin son Sultanı II. Mesud'un 1308’de Kayseri’de vefat etmesi üzerine birlikte devlet resmen yıkılmış ve Anadolu'da Beylikler Dönemi tam anlamıyla başlamıştır.
Ilgın'ın Moğol İlhanlı Devleti İdaresi
Anadolu’nun dolayısıyla Ilgın'ın da idaresi ve yönetimi Moğolların bir kolu olan ve Irak dolaylarına hakim olan İlhanlı Devleti’nin gönderdiği valiler tarafından sağlanmıştır.
Ilgın'ın Eşrefoğulları Beyliği İdaresi 1318 - 1326
Ilgın daha sonra 1318 tarihinde Beyşehir dolaylarına hakim olan Eşrefoğulları Beyliği’nin idaresine geçmiştir.
Eşrefoğulları Beyliği, İlhanlıların Anadolu valisi Timurtaş tarafından 1326 yılında ortadan kaldırıldı. Beyliğin son hükümdarı olan Eşrefoğlu II. Süleyman Bey, Beyşehir Gölü'ndeki adada İlhanlı kuvvetlerince yakalanıp işkenceyle öldürülerek göle atıldı ve böylece beylik kesin olarak sona erdi.
Ilgın'ın Hamitoğulları Beyliği İdaresi 0000 - 1381
Eşrefoğulları beyliğinin, İlhanlılar tarafından ortadan kaldırılması üzerine 1307’de Isparta hakimi olan Hamitoğullarının eline geçmiştir.
Hamidoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Eğirdir ve Isparta bölgesinde kurulan 2. Dönem Anadolu Beylikleri'nden birisidir. Ilgın, ve civarı 1381 senesinde Hamit oğlu Hüseyin Bey tarafından Osmanlı Padişahı I. Murat’a satılmıştır.
Bazı kaynaklara göre ise; Ilgın, I. Murat'ın kızı Nefise Melek Hatun, 1377 / 1378 senelerinde Karamanoğlu Alâeddin Bey ile evlendiğinde; bölgedeki iki güçlü Osmanlı ve Karamanlı hanedanları arasındaki mücadeleyi sona erdirmek amacıyla bu evlilik gerçekleştirilmiştir. Tarihi kaynaklara göre; Konya sınırları içerisinde bulunan Ilgın, Akşehir ve Aksaray yöreleri, bu evlilik esnasında Osmanlı padişahı I. Murat tarafından kızı Nefise Hatun'a çeyiz olarak verilmiştir
Ilgın'ın Karamanoğulları Beyliği İdaresi
Ilgın’ın Osmanlılara satılmasından sonra Osmanlı-Karamanlı mücadeleleri sonrasında Karamanoğulları’nın eline geçmiştir. Ilgın, stratejik konumu nedeniyle Osmanlı ve Karamanlılar iki devlet arasında sık sık el değiştirdi. Bölge; I. Murad döneminde çeyiz olarak verilmesine rağmen, savaşlar sonucu Ilgın, Karamanoğulları'nın idaresine geçmiş oldu.
Ilgın'ın Turgutoğulları Beyliği İdaresi
Ilgın ve civarı, Karamanlılar tarafından 15. Yüzyıl başlarında müttefiki ve akrabalık bağları olan Turgutoğulları hanedanı’nın idaresine verilmiştir.
Karamanoğulları Beyliği döneminde Turgutluların hakim olduğu bölgede başta Pir Hüseyin Bey olmak üzere Ilgın Merkezde Ulu Camii gibi çok önemli vakıflar ve eserler yapılmıştır.
Anadolu Selçukluları Dönemi'nde Konya civarında kurulan dört büyük bölge pazarından biri Ilgın’da (Yılgun Bazar) kurulmaktaydı. Pazar münasebetiyle ilçeye gelenler alış verişin yanı sıra şifalı Ilgın kaplıcalarında da banyo yapmaktaydılar.
Hz. Mevlana ve Ilgın
Selçuklu payitahtı Konya'da bu dönemde Hz. Mevlânâ’nın da şifâ bulmak amacıyla her yaz Ilgın kaplıcalarına geldiği bilinmektedir. Ünlü eseri Mesnevi ve diğer kitaplarının bazı bölümlerini Ilgın kaplıcalarında yazdığı bilinmektedir.
Şifa Kaynağı Tarihi Ilgın kaplıcaları
Tarihi geçmişi antik çağlara kadar uzanan Ilgın kaplıcaları, termal tesisleri çok eski zamanlardan beri tanınmıştır. Romalılar ve daha sonra da Bizanslilar zamanında sıcak su kaynakları üzerine açık ve kapalı havuzlar hamamlar yapılmıştır.
Ilgın Kaplıcaları Türk hakimiyetine geçtikten sonra Anadolu Selçukluları zamanında Başşehir Konya'nın değerli bir su şifa kaynağı Ilıcası ile meşhur bir yer olmuştur. Ilgın Kaplıcaları Selçuklular, Beylikler Dönemi ve Osmanlılar zamanında Türk Milletinin, Osmanlı Sultanlarının mürşidlerinin sifa buldugu yerdir.
Konyamızın manevi büyüğü, gönüller Sultanı Hz. Mevlana'nın ailesi ve mühibbanı ile Ilgın'a gelerek şifalı kaplıcalarda banyo aldığı yazılı kaynaklarda nakledilmektedir. Mevlana Hazretleri, meşhur eseri Mesnevisi'nin büyük bir kısmını burada yazdığı söylenir. Seyyah-ı fakir, Evliya Çelebi de çok etkilendiği kaplıcalardan ünlü seyahatnamesinde bahsetmeden geçememistir.
Osmanlı Devleti Döneminde Ilgın Hicri 871 Miladi 1467
Ilgın Karamanlı Osmanlı mücadelesi sırasında sık sık el değiştirmiştir. Osmanlı Devleti Padişahı Fâtih Sultan Mehmed'in Karaman Seferi'ne memur ettiği Osmanlı Ordusu 1466 Senesinde Karamanoğlu Pir Ahmed Bey’in ordusuyla Çiğil’de savaşmış, bunun sonucunda da Akşehir ve Ilgın bölgesi Osmanlı hâkimiyetine kesin olarak alınmıştır.
Ilgın, Fatih Sultan Mehmet tarafından kesin olarak Hicri 871 Miladi 1467 senesinde Osmanlı Devleti’ne katılmış ve Akşehir Sancağı’na bağlanmıştır.
Ilgın'ın Osmanlı idaresine geçmesiyle Fâtih Sultan Mehmed, Gedik Ahmed Paşa’ya bölgenin genel bir evkâf ve emlâk tahririni sayımı ve yazımını yaptırmıştır. Bu tahrîri dönemin büyük Türk âlimleri Muslihuddin ve Kâsım Efendiler yapmışlardır. Defterde Karaman ili eyâlet olarak ifade edildikten sonra ayrıca sancaklara ve iki nâhiyeye ayrıldığı belirtilmektedir. Ilgın'ın da içinde yer aldığı bu vilâyetler şunlardır:
Konya, Lârende, Seydişehir, Bozkır, Beyşehri, Akşehir, Ilgın, Niğde, Şücâeddin ve Anduğu, Ürgüp, Ereğli, Aksaray, Koçhisar.
Nâhiyeler ise: Karahisar ve Develü'dür.
Osmanlı Devleti Döneminde Ilgın Hicri 898 Miladi 1493
Fâtih’ten sonra Hicri 898 Miladi 1493 senesinde Sultan II. Bâyezîd zamanında Karaman ili'nin Hatiboğlu şöhretiyle tanınan Nasuhzâde Haydar tarafından ikinci bir tahrîri yapılmıştır. Bu defteri de Hattat Ali yazmıştır. Karaman ili, o zamanlar Karaman eyâleti olarak adlandırılıp 15 kazâya ayrılmıştır: Bu yazım sonunda Ilgın idari olarak kaza olarak gösterilmiştir.
Konya, Bolvadin, Çimeneli, Akşehir, Ilgın, Niğde, Anduğu, Ürgüp, Ereğli, Aksaray, Koçhisar, Kayseri, Ermenek, Mut ve Gülnar'dır.
Ilgın Lala Mustafa Paşa Külliyesi Hicri 992 Miladi 1584
Ilgın, Osmanlı Devleti zamanında tüccarların, hacıların, seyyahların ve askerlerin hem güven içinde olmaları ve hem de rahat etmeleri için belirli hizmetlerin sunulduğu menzil külliyeleri yapılmıştır. Bu çerçevede Ilgın şehir merkezinde Vezir Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Ilgın’daki menzil külliyesi ve camii, Ilgın’ın mâmur hâle gelmesinde büyük bir öneme sahiptir.
Lâlâ Mustafa Paşa Kıbrıs Seferine giderken Ilgın’dan geçmiş ve halk arasında Kurşunlu Camii olarak bilinen camii ve kervansarayı Mimar Sinan'a yaptırmıştır.
Ilgın, Lala Mustafa Paşa Külliyesi Hicri 992 Miladi 1584 senesinde Mimar Kocasinan’a yaptırılmıştır. Ilgın Lala Mustafa Paşa Külliyesi, Osmanlı külliyeleri içinde önemli yer tutan yapılar topluluğudur. Ilgın’ın coğrafi konumu da göz önünde bulundurularak konaklama ve ticari amaç birinci planda tutulmuştur. Vakfiyesinde külliye; cami, sıbyan mektebi, imaret, tabhane adları, çarşı (arasta), iki han fırın, mutfak, medrese, hamam, kütüphane, dükkanlar, çeşme, şadırvan, sebil, samanlık, odunluk ve görevli odaları gibi bölümlerden oluşmaktadır.
Sultan IV. Murad Han Bağdat Seferi Ilgın Menzili Hicri 1048 Miladi 1638
Bağdat Seferi, 1623-1639 Osmanlı-Safevi Savaşı'nın başında 1624 yılında Safevîlerin eline geçen Bağdat'ın geri alınması amacıyla Osmanlı Devleti Padişahı IV. Murad Han'ın 1638-39 yıllarında Bağdat üzerine düzenlediği seferdir.
IV. Murat komutasındaki Osmanlı ordusu 8 Mayıs 1638 tarihinde Osmanlı Payitahtı İstanbul, Üsküdar'dan yola çıkarak, Bozöyük, İnönü, Bolvadin ve Akşehir'den sonra, Argıthanı, Ilgın, güzergâhı takip edilerek Safer ayının dördüncü günü Konya sahrasına inildi, buradan Adana, Halep, Urfa, Diyarbakır, Siirt, Bitlis, Hakkâri, Musul, Kerkük rotasını izleyerek 197 günde Bağdat önlerine ulaştı. 15-16 Kasım gecesi kale kuşatıldı. Kalenin ele geçirilmesiyle zaferle sonuçlanan sefer, Bağdat şehrinin kesin olarak Osmanlı Devletinin eline geçti. Savaşın neticesinde Osmanlılar ve Safevi Devleti arasında 17 Mayıs 1639 tarihinde imzalanan kasr-ı şirin antlaşmasıyla İran ve Anadolu toprakları arasındaki sınır çizilmiş odu.
Bağdat Seferi öncesinde Argıthanı ile Ilgın arasındaki yol, genişletilmiş ve düzeltilmiştir. Bunun da etkisi ile Bağdat Seferi’nde ordu bu yolu 3,5-4 saatte kat etmiştir. Bu esnada ordu Ilgın şehir içine girmeyip, girişindeki kaplıcaya yakın bir düzlükte konaklamıştır. Ilgın Menzili’nin bu dönemde Hicri 1048 Miladi 1638 tarihinde idari olarak Osmanlı Devleti, Akşehir Sancağı’na tabi Ilgın Kazâsı olarak kayıtlara geçmiştir.
Bağdat seferine giderken 1638 senesinde Padişah IV. Murad, Ordusuyla birlikte Argıthanı, tarihi Argıt köprüsünden geçerek Ilgın girişinde Ilgın Kaplıcalarının karşısındaki geniş ovada, Koca çayırda otağını kurmuş burada bir süre dinlenmiştir. Sultan 4. Murat, Ilgın'da konakladığı bu süre içerisinde kendisi için, Tarihçi Hammer’in eserine göre ahşap olduğu söylenen bir saray (Köşk) yaptırdığı bildirilmektedir.
Yapılan kazılarda ve burada ortaya çıkarılan ardıç kazıklı temellerin 4.Bu sarayın ne zaman, nasıl ve ne sebeple yıkılıp yok olduğu ise bilinmemektedir. Murat’ın yaptırdığı saray temelleri olduğu ileri sürülmektedir. Günümüze ulaşmayan bu sarayın şekli ve konumu hakkında net bilgiye ulaşılamamıştır.
Tarihi yazılı kaynaklarda geçen Ilgın, IV. Murat'ın bu sarayının kalıntıları yok olmuştur.
Osmanlı Devleti Salnamelerinde Ilgın
1887 Konya Vilâyeti Salnâmesi’ne göre, Ilgın’da 28 Sıbyan mektebi; 1894 Konya Vilâyeti Salnâmesi’ne göre ise 35 mescid, 50 câmi, 49 değirmen, 4 hamam, 4 fırın, 4 kahvehâne ve 117 dükkân bulunmakta olduğu kayıtlıdır.
Birinci Cihan Harbi Türk Kurtuluş Savaşı'nda Ilgın 1919 - 2023
Kurtuluş Savaşı’nda cephe gerisinde olan Ilgın, o senelerde büyük çapta askerî birliklerin karargâh merkezi olması dolayısıyla, önemli tarihî olaylara sahne olmuştur. 1922 senesinin 1 Mart - 21 Ağustos tarihleri arasında Fahrettin Altay Paşa komutasındaki 15.000 kişilik 5. Süvari Kolordusu, Ilgın ilçesinde altı aya yakın bir zaman kalmış ve Ilgın halkı bu zaman içinde Kolordu’ya elinden gelen her türlü desteği ve yardımı yapmıştır.
Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), 1 Nisan 1922 günü, yanında Cephe Komutanı İsmet Paşa (İnönü), diğer bazı komutanlar, askerî ve siyâsî konuklarıyla birlikte Ilgın ovasında ikmal ve eğitim işleriyle Büyük Taaruz’a hızla hazırlanmakta olan Süvari Kolordusu’nu teftişe gelmiştir. Birinci, ikinci ve dördüncü süvari tümenlerinden kurulu Süvari Kolordumuz, kaplıca yakınında bulunan Koca Çayır’da toplanır.
Başkomutan Atatürk’ün emriyle geçit resmine başlanır. 7-8 bin süvarinin bir kısmının mızraklı, bir kısmının yalın kılıç ve “Allah, Allah” nidâlarıyla savaş nizamında dört nala geçişleri, Ilgın ovasını bir anda âdetâ bir savaş alanına ve mahşer yerine çevirmiştir. En başta Fahrettin Altay Paşa, arkasından generalleri ve kurmayları geçerler. 3. tümen süvari askerinin Koca Çayır’da tozu dumana katarak uzunca süren, muntazam ve hırslı geçişi, milletimizi ve diğer komutanlarımızı ne kadar heyecanlandırmış ve sevindirmiş ise, böyle bir tatbikatı ilk kez seyreden Sovyet ve Azerbaycan diplomatları ile askerî ateşeleri üzerinde de o derece müthiş bir etki yapmıştır.
Ilgın'da Kuvâ-yi Milliye teşkilatı Ilgın eşrafından Ali İspir ve Müsdebit Hoca lakaplı Mustafa Üçekiz tarafından kurulmuştur.
Harekâtı inceleyen misafir Rus elçisi, kahraman askerlerimizin temsîlî düşman birliklerine karşı yapmış oldukları hücumlardaki çeviklik ve cengâverliğine hayran kalmış, Kemal Paşa'ya yaklaşarak kulağına: “Anladım Ekselans!.. Bu kahraman ordu karşısında hiçbir kuvvet ayakta duramaz” demiştir.
Nihayet, 21 Ağustos 1922 gecesi, Ilgın'dan Afyon cephesine doğru harekete geçen 5. Süvari Kolordusu, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın Akşehir’de verdiği tarihî Büyük Taarruz emrinden sonra şanlı ordumuzun saflarına katılarak düşman cephenin yarılmasında büyük rol oynamış, 9 Eylül 1922’de diğer birliklerle birlikte İzmir’e girerek düşmanı yenmiştir. Böylece Büyük Taarruz’un kazanılmasında Ilgın, çok önemli bir askeri görevi yerine getirmiştir.
ILGIN YÜZEY ŞEKILLERİ
Ilgın, Doğu'da Kadınhanı, Batı'da Doganhisar, Aksehir, Tuzlukçu Güney'de Hüyük, Beysehir, Selçuklu, Derbent ve kuzeyde Yunak ilçelerimizle çevrilmistir. Ilgın'ın kuzey ve bati yönlerini çıplak dağlar, güney yönlerini ise yer yer çam ormanlarıyla kaplı daha yüksek dağlar çevirir. Ilçe merkezi düz bir alanda verimli topraklar üzerine kurulmus günden güne büyüyüp gelişmektedir.
ILGIN JEOLOJİ VE DEPREM
Ilgın'ın jeolojik yapısını kalker tabakalar dağlık bölgelerde linyit damarları oluşturmaktadır. Ayrıca ilçemizde bulunan sıcak su kaynağı da jeolojik açıdan ayrı bir önem taşımaktadır. Ilgın arazisi 1. Derece bölge deprem kuşağı üzerinde oturmaktadır. Bölgede iki fay hattı mevcuttur. 1. Fay hattı Çigil bölgesinden gelip kaplıca dağı eteklerinden güneye dogru Çavuscugöl'e doğru uzanmaktadır. 2. Fay hattının Sivri ve Tekne daglarinin eteklerini takip ederek yine Çavuscugöl mahallesi ve Haremi linyit isletmelerine uzanmaktadır.
Ilgın deprem litaratüründe, büyük çapta depremin 1943 senesinde oldugu göze çarpmaktadir.
Depremin olduğu senelerde Ilgın merkezden çok Argıthanı ve Çavuscugöl yerleşim yerleri civarında az miktarda hasar tespiti mevcuttur.
ILGIN DAĞLARI:
Ilgın'ın kuzeybatısından güneydogusuna dogru Sultandağları uzanır. Bu dağların en mühim tepeleri Ziyaret Tepe 1960 metre olup, bu aynı zamanda ilçemizin en yüksek dağı olup Digrak köyü yakınlarındadır. Gökçeyurt (Kembos) köyü yakınlarında Morbel tepesi 1875 M. Kayabaşı 1485 M. Gölcük 1510 M.Kartaltepe 1530 M. rakımlıdır. İlçemizin kuzeyinde ise Tekne dağları tepeler halinde uzanır,kuzey doğusunda Sivridagi adı verilen koni biçiminde yüksek bir tepe mevcuttur.
ILGIN OVALAR
Ilgın ovası ismi verilen geniş bir düzlük üzerine şehir kurulmuştur. Kuzey ve güney yönlerinden dağlarla çevrilidir. Batıda Argıthanı ovası Kuzeyde Büyükoba ovası ilçemizin en verimli topraklarını oluşturur.
ILGIN AKARSULAR VE GÖLLER
Ilgın'da büyüklü küçüklü dereler mevcuttur, bunların pek çoğu kar ve yağmur suları ile beslenir. Kış mevsiminde ve ilkbaharda bol su taşımalarına rağmen yaz aylarında kuru birer dere yatağından ibarettirler.
ASAGIÇIGIL DERESI: Konya'nın Derbent ilçesindeki dağlardan doğar buna çiftliközü pınarları da katılır. Asağı Çiğil ve Kirazlı deresini geçince Gökbudak ve Dığrak'tan gelen Sıçan suyunu bünyesine alır. Aşağı Çigil, Balkı, Geçit, Göstere ve Ilgın'ın içinden geçerek Çavusçugöl'e dökülür.
MAHMUTHISAR ÇAYI: Gökçeyurt ve Beykonak daglarindaki pınarlardan dogar Mahmuthisar‘da bulunan Yeşil Göl pınarının kaynağı ile beslenir. Beykonak, Mahmuthisar, Sadıkköyü, Eldeş, Ağalar ve Zaferiye köylerini sular. Çavusçugöl‘den gelen Atlantı sulama şebekesi ile birlesir.
DELI ÇAY: Doganhisar çayı ve Battal deresi de denilen Deli çay Doganhisar ilçesindeki dağlardan dogar. Argıthanı Koyuncu bölgesinden geçer Resadiye ve Çavuscugöl arazilerini sulayarak Ilgın Çavusçu Gölü'ne dökülür.
BULCUK DERESI VE ELDEŞ ÇAYI: Gökçeyurt (Kembos) ile Bulcuk dagları arasındaki pınarların birleşmesinden meydana gelir. Eldeş Çayı komşu Gökçeyurt Kembos merkezinde doğar ve Eldeş Köyünün içinden akan önemli bir akar su kaynağıdır.
ILGIN ÇAVUSÇU GÖLÜ: Ilgın'ın 3 km kuzeybatısında yer alır. Yüzeyi 5.547 hektarlık bir alanı kaplayan Ilgın Ovası sulama projesinin gerçeklestirir. Doganhisar çayı, Çigil dere si ile beslenir denizden yüksekligi 1019 metre ve derinligi 2 - 10 metre arasında degişiklik gösterir. Alanı 51 km karedir. Fakat bu alan senelerin yağış durumuna göre degişiklik gösterir. Çavuşçu Gölü sazan balığıyla ünlüdür. Atlatı ovasını da sulama kanallarıyla sulama kapsami içine almaktadır.
MECİDİYE KÖYÜ GÖLETİ: Ilgın İlçesinin 10 km güneybatısında, Mecidiye köyünün de 1-1,5 km güneybatısındadır. 5.470 dekarlık bir tarım alanı sulumaktadır. Aynalı sazan balığı üretilir.
ELDEŞ GÖLETİ: Ilgın'ın 9 km güneyindedir. Eldeş Köyü sınırları içerisinde olup, Eleş Çayı'nın Avcı Pınarı mevkii civarındaki su sistemi ile beslenir.
BULCUK GÖLETI: Ilgın'ın 16 km güneyindedir. Kozlu dağı ve Bulcuk daglarının pınarlarıyla beslenir. Sulu tarımda kullanılır. Ilgın'nın en güzel ormanlık mesire alanlarından biridir.
ILGIN İKLİM
Ilgın şehir merkezinin denizden yüksekligi 1030 metre'dir. İç Anadolu bölgesinde bulunması itibariyle Karasal (Bozkır / Step) iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak kışları soğuk ve yağılı geçer. Yağışlar kış aylarında kar sonbahar ve ilkbahar aylarında ise yağmur olarak yağar. Kış mevsiminde kuzeyden esen poyrazin, güneybatısından esen Lodos'un (Kabayel) etkisi fazlaca görülür. Bazen bu rüzgarlar fırtına şekline dönüşür. Yıllık yağiş ortalaması 480 mm civarındadır.
ILGIN BİTKİ ÖRTÜSÜ
Ilgın'ın bitki örtüsü genellikle tipik İç Anadolu bitki örtüsü olan bozkırlardır. Bozkırlar genelde ilkbahar mevsiminde yeşerir. Haziran ayı sonlarında sararırlar. İlçenin güneyinde yer alan Sultan dağlarının uzantısı Eldeş, Gökçeyurt Kembos, Beykonak, Bulcuk, Çigil, Dığrak, Gökbudak, Balkı dağlarında ormanlık alanlara rastlamak mümkündür. Ormanlarda genelde karaçam, ardıç, mese gibi ağaç türleri mevcuttur. Ayrıca akarsu boylarında bol miktarda sögüt ve kavak agaçları bulunur. Ormanlarda yıllık 700 ton civarinda kereste ve odun elde edilir. 12.000 hektarlik orman arazisi Ilgın Orman İsletme Müdürlüğü denetemi ve gözetimindedir.
Ilgın'da 20.900 hektarlık alanı çayır ve meralar, 127.344 hektarlık bir alanıda kültür arazisi oluşturmaktadır.
ILGIN NÜFUSU
Ilgın, tarihte Osmanlı Devleti zamanında 150 akçelik bir kaza olup askerin fazla olması nedeniyle Sipahi Kethüda yeri bulunduguna bir yeniçeri serdari tarafından idare edildiği bilinmektedir. Tarihte ipek yolu üzerinde olan ilçenin günümüzde de bölgeleri birbirine baglayan yol güzergahı üzerinde olmasi sanayininde gelismesiyle çevre ilçelere göre nüfusu günden güne artış göstermektedir. 1975 senesinde yapılan nüfus sayımına göre genel nüfus 59.207 ilçe merkezi 11.905 kisi, 1985 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre genel nüfus 72.384 ilçe merkezi 24.847 kisi, 1997 yılında yapılan genel nüfus sayimina göre genel nüfus 79.179 ilçe merkezi 32.239 kisi olarak tesbit edilmis olup Ilgın'ın nüfusu yapılan yatırımlar ve kurulmakta olan organize sanayi ile daha da artmaya devam edecektir.
Ilgın köylerinde nüfus artış hızı düşmektedir. Bunun nedeni nüfusun artmaması değil nüfusun kırsal alanlardan kentlere göç ile kaymasıdır. İlçe genelinde km kareye 47,6 kisi düsmektedir.
ILGIN TURİZM
Ilgın'ın turistik değeri zengin doğal yapısından, işlek bir ticaret yolu üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ilgın kaplıcaları, ormanları, Ilgın gölü ve sulama göletleri ile her türlü turizme açıktır ayrıca eski tarihi değeri olan eserleri ile de yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekmektedir. Hitit, Roma Bizans, Selçuklu ve Osmanli döneminden kalan eserlere halkımız tarafından gerektiği kadar ilgi görmemekte, ilgili kuruluşların tarihi eserlerimizin tanıtımının yapılmasında ve korunmasinda gelecek nesillere ışık tutması için gereken ilgiyi göstermeleri gerekmektedir.
Ilgın Arkeoloji müzesinin olmaması en büyük eksikligimizdir. Bu nedenle tarihi yönden zengin olan ilçede bulunan eserler İstanbu, Konya ve Arkeoloji müzelerinde dergilenmekte olup diğer eserlerimizde belediye ve personeli tarafından kendi imkanlarıyla korunmaya ve sehir içinde açık alanlarda sergilenmeye çalisilmaktadir.
Dogal Güzellikleri ve Mesire Yerleri:
Ilgın, doğal güzellikleri ve mesire yerleri yönünden oldukça zengindir. Bulcuk mesire alanı, Ilgın gölü çevresinde jandarma dinlenme parkı, Kaplıca çay bahçeleri, ilçe merkezinde bir park, orman içlerinde pek çok dinlenme yerleri vardir. Orman göl ve meralarda yaban domuzu, keklik, tavsan, kurt, tilki, porsuk, bıldırcın, yaban ördeği, yaban kazı, üveyik gibi av hayvanları bulunmaktadır. Kara avcılığı kanunu esaslarına göre av yapılmaktadır. Ayrıca Mahmuthisar, Beykonak, Ormanözü köylerinde alabalık üretimi mevcuttur.
Ilgın ahalisi ve çevre ilçelerden gelen misafirlerin Bulcuk göleti ve ormanı, Balkı bogazı, Çatak Asmalı pınar, Asagi Çiğil Taşdelen suyu ve ormanı, Ilgın gölü çevresi, Hamamdağı, Mahmuthisar ve Beykonak yaylaları tatil günlerinde dinlendikleri mesire yerleridir. Ilgınlıların ve çevre ilçelerden gelen ziyaretçilerin en fazla rağbet ettiği yerlerden biride Ilgın kaplıcalarıdır. Dinlenme tesisleri, şifali suları ve tarihi özelligi ile büyük ilgi görüyor.
ILGIN ULAŞIM
Ilgın ilçe merkezi önemli kara ve demiryolu üzerine kurulmustur. Tarihte de bu ulaşim Yolları eskidir ve ipek yolu uzantisidir. Osmanlı Devleti II. Abdülhamid Han döneminde 1896 senesinde inşa edilen demiryolunun ilçemizin gelismesinde önemi büyüktür. Ilgın merkezinden geçen Konya - İstanbul, Konya - İzmir yolu ilçenin ulaşımını daha canlı kılmaktadır. Ilgın, Konya'ya 87 km uzaklıktadır. Komşu ilçelere olan uzaklıkları şöyledir: Aksehir 46 km. Beyşehir 88km. Kadınhanı 28 km. Sarayönü 50 km. Doganhisar 36 km. Yunak 106 km Ilgın - Ankara arası da 318 km. mesafededir.
Ilgın hakkında daha fazla ve güncel bilgiler için;
Beytullah YILDIRIM / Ilgın Araştırmaları blok sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
✅| Ilgın Araştırmaları
Fotoğraflar:
İstanbul Konya Günleri Ilgın Belediyesi Ilgınlılar Derneği 2018.
Konya Ilgın Eldeş Tarih ve Kültür Araştırmaları 14.02.2004 / 25.05.2026.
Derleyen: Beytullah YILDIRIM / Eldesnet Ilgın, Eldeş Köyü Araştırmaları.
| |
ILGIN ELDEŞ KÖYÜ
|
| |
Sonuç İtibariyle
Eldeş Köyü ile alakalı araştırma ve çalışmalarımız halen devam ediyor...
Eldeş Köyü birikimi, kültürü ve tarihi köklü ve çok zengin bir hazine gibi.
Derleyen ve Hazırlayan: Beytullah YILDIRIM
Fotoğraflar: Beytullah Yıldırım / Ilgın Eldeş Köyü 2004, 2006, 2026
|
| |
SAYFA FOTOĞRAFLARI
|
| |
Sayfa Fotoğrafları
Fotoğrafları büyük görmek için üzerine tıklayınız.
Fotoğraflarİ️ Beytullah YILDIRIM / ELDESNETİ Telif hakkı nedeniyle izinsiz kesinlikle kullanılamaz.
Fotoğrafların büyük halini görmek için üzerine tıklayınız.
|
| |
KAYNAKLAR
|
| |
Sayfa bilgisi ve kaynaklar
Sayfa kaynağı: Beytullah YILDIRIM
Sayfa ekleme: 14.02.2004
Sayfa yenileme: 04.10.2006 / 26.05.2026
Fotoğrafları büyük görmek için üzerine tıklayınız.
Duygu ve düşüncelerinizi ziyaretçi defterine
yazabilirsiniz.
|
| |
ELDESNET KURULUŞ: 1997
|
| |
Künye ve İletişim
Her hakkı ELDESNET'e aittir. Kesinlikle izin almadan kısmen veya tamamen kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Tasarımcı ve Yayıncı: Beytullah YILDIRIM E-Posta
ELDESNETİ 1997
Eldesnet Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın
|
|