Eldeş Köyü Günlük Konuşma Dili
Orta Anadolu, Mevlan diyarı Konya bölgesi, Ilgın ilçesi, Eldeş Köyün'de geçmişten günümüze konuşulan Türkçe, sözlü kültür, günlük konuşma dili Selçuklu'dan Oasmanlıdan Cumhuriyete ve günümüze kadar öz türkçenin etkilerini taşımaktadır.
Yöremize ait konuşma dili, kendine özgü lehçesi ile günlük Türkçe konuşma kültürümüz. Kökleri mazide binlerce senelik bir birikim ile zengin ve güçlü bir ifadeye sahiptir.
Eldeş köyünde günlük konuşma dilinde kullanılan kelimeler doğal olarak İç Anadolu bölgesi ve doğal olarak Konya'da konuşulan yerel burada yaşayan Yörük Türkmen şivelerini karışımıdır. Anadoludaki diğer tarihi unsurlardan da etkilenmiştir. Kelime yapılarının öz Türkçeye daha yakın olduklarını söyleyebiliriz. Bu sayfada kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olan köyümüz insanın meramını ifade etmekte kullandığı artık unutulmaya yüz tutmuş günlük konuşma dilinde kullanılan bazı kelimelerden önekleri meraklıları ve hoş bir hatıra olarak derlemeye çalıştım.
Bölgede uzun senelerdir yaptığımız araştırmalar ve tespitlere göre Eldeş Köyü civarında konuşulan lisan sürekli bir değişime uğrayarak günümüze kadar azalarak ve değişerek ulaşmıştır.
Her konuda olduğu gibi lisan konusunda da maalesef bir fakirleşme ve gerileme kültür erozyonu yaşanıyor. Bu sayfada yer vermeye çalıştığım kelimeler bunadan 20 - 30 sene evveline kadar herkes tarafından bilinirken artık günümüzde ya hiç kullanılmıyor veya tamamen unutulmuş durumda. Batılılaşma hastalığı, kültürde yaşanan gerileme ve iletişim araçlarının yaygınlaşması dilimizi menfi yönde etkilemeye devam ediyor. Atadan dedeye binlerce yılda oluşa gelmiş kelimelerimiz şimdi unutulmaya yüz tutmuş durumdadır.
Bu sayfada yer almasını istediğiniz kelimeleri veya düzeltmeleri bize bildirmeniz halinde memnuniyetle yer vereceğim. Sizlerinde katkılarını bekliyorum.
Bu sayfalarda yer almasını istediğiniz yazılarınız ve fotoğraflarınızı e-mail ile veya buraya ziyaretçi defterine yazabilirsiniz.
Bu sayfada günlük konuşma dilinde yöreye özgü kelimeler, atasözleri, deyimler, dualar, beddualar şeklinde ayrı ayrı ele alıp paylaşmaya çalışmayacağız;
Eldeş Köyü Kelimeler
Eldeş Köyü Sözlüğü Lugatımız Lisanımız Türkçemiz
Kelime: --- Anlamı: ---
Alma : Elma.
Aga : Abi.
Ağarı : Taraftan, yönden "Aşağıdan ağarı geliyor."
Ağıt : Ölen birinin ardından ağıt sözleri söylemek.
Ağız : Yavrulayan hayvanın ilk sütü.
Aksuva : Beyaz renkli badana toprağı.
Amel : İshal.
Annaç : Karşısı.
Atannaşmak : Kırıcı şekilde tartışmak.
Atkı : Taba renkli kadınların başını ve omuzlarını örtan dokuma örtü.
Ayak Yolu : Tuvalet, hela.
Ayıkmak : Kendine gelmek, ayılmak.
Babalını Çekmek : Günahını üstüne almak.
Belemek : Bebekleri kundaklamak.
Bicik : Meme.
Bohçacı : Sırtında taşıdığı bohçada incik boncuk satan çingene kadın.
Esbap : Çamaşır,giysi.
Billor : Cam bardak.
Bitek : Zahire buğday arpa yulaf stoklanan yer. Aynı zamanda verimli toprak anlamında.
Bunarı : Evde baca.
Bunar: Pınar, kaynak.
Bülüç : Civciv.
Cırcır : Fermuar.
Çalkamak : Elemek.
Çapıt : Bez, paçavra.
Çapa : El ile bahçe kazmada kullanılan tarım aleti.
Çardak : Evin bölümlerinden ara, hol benzeri alan.
Çarık : Sığır veya manda derisinden yapılan ayakkabı.
Çebiç : Bir yaşında dişi keçi.
Çember : Eşarp, başörtüsü.
Çente : Çanta.
Çalgı : Çalıdan yapılan büyük ve sert süpürge.
Çıkın : Bohça.
Çıkla : Sade, katkısız.
Çölmek : Çömlek küp.
Dam : Tavan
Dalanmak : Köpek tarafından ısırılmak.
Dinelmek : Dikilmek.
Dizlik : Kadınların tarlada ve bahçede bellerine bağladıkları giysi türü.
Düve : Yavrulamamış genç dişi inek.
Ebe : Baba veya annenin annesi, babaanne, anneanne, yaşlı kadın, nine.
Emişik : Süt Kardeş.
Emmi : Amca.
Entari : Etek türü üstlü uzun kıyafet.
Evlek : Tarla sürülürken traktörün dönebileceği kadar mesafe, dönümün dörtte biri.
Fellah : Arap asıllı vatandaş.
Fes : Başlık.
Fırdolayı : Çepeçevre.
Fizan : Çok uzak yer.
Folluk : Tavuğun tünediği yumurtladığı yer.
Gafete : Domates.
Gancık : Dişi.
Gidi: İtibarsız manasına küçümseme sözü
Gocaana : Büyük Anne. Gocana.
Göden : Mide,işkembe.
Gök : Henüz olgunlaşmamış yeşil meyve sebze. Yeşil.
Gön : Ten, deri.
Göynek : İç çamaşırı, fanila.
Gözer : Geniş delikli kalbur.
Guldur : Fıtık hastalığı olan.
Gunnamak : Yumurtlamak, doğurmak.
Gurna : Musluk.
Gülle : Misket,bilye.
Hacat : Yapılan iş ile ilgili gerekli alet edavat.
Hanay damı : Balkon
Hayta : Yaramaz, eşkıya.
Helke : Genellikle süt sağmak için kullanılan kova.
Hergele : Hayvan sürüsü.
Irbık : İbrik.
Işalamak: Sallamak, silkelemek.
İçlik : Kadınların giydiği bir iç kıyafet.
İdare : Gaz lambası.
İleğen : Leğen.
İğsiran : Hamur teknesini sıyırmak için kullanılan demir alet.
Kadın ana : Kendinden küçük kız çocuğuna sevecen hitap sözü.
Kakılı : Çok fazla.
Kapalı pazar: Haftanın pazar günü.
Karamık : Olgunlaştığında siyah küçük mayhoş meyveleri yenebilen bitki.
Karık : Toprakta çizi, el ile yada pullukla yapılan sıra.
Kasalmak : Övünmek, böbürlenmek.
Kavurga : Kavrulmuş buğday.
Kekeç : Kekeme.
Kelle : Başak.
Kepenek : Koyun yününden, keçeden yapılmış çoban giysisi.
Keş : Bir tür peynir.
Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.
Kınnap : Elde eğirilmiş bağlama ipi.
Kırıtmak : Dikilmek, ayakta durmak.
Kirmen : Yünü eğirerek ip yapma aracı.
Kuşane : Yufka ekmeği tenceresi.
Küfe : Büyük saman sepeti.
Kümük : Küt, yassı, yamuk burunlu.
Len : Küçümseyerek söylenen hitap, ulan.
Mekke : Mısır.
Nacak : Odun kesmeye yarayan alet.
Namazla : Seccade.
Okla : Oklava.
Ömbel : Övendirenin ucundaki iğne.
Palan : Semer, kuşam.
Pelit : Meşe
Peşkir : Havlu.
Rak : Çokluk, fazlalık bildiren edat.
Sedir : Arkalıksız divan.
Seğirtmek : Koşmak.
Sele : Yayvan sepet.
Senit : Hamur açma tahtası.
Sepetçi : Çingen.
Seyim : Pay, hisse.
Şalvar : Kadınların giydiği geniş paçalı kadın kıyafeti.
Şaplak : Tokat.
Şebit : Yufka ekmeğin biraz küçük ve kalını.
Sitil helke : Küçük saplı bakır helke.
Tuluk : Koyun keçi gibi hayvanları yüzerken derisini bütün, tulum şeklinde.
Tülbent : Beyaz renkli ince bir baş örtüsü.
Tor : Bir tür baş örtüsü.
Ufra : Hamur açarken hamurun yapışkanlığını önlemek için serpilen un.
Uğunmak : Acı ile kendinden geçmek soluğu tıkanıp ağlayamaz hale gelmek
Utaşmak : Yetişmek, ulaşmak.
Uzun Entere : Kadınların ve erkeklerin içine giydikleri uzunca kıyafet.
Ütme : Olgunlaşmış yeşil buğdayın ateşte pişirilmiş hali.
Vesayit : Vasıta, araç.
Verese : Varis.
Vili: Bir şaşırma veya dikkat çekme ünlemi.
Yağır : Yağlı gibi görünen kir.
Yal : Köpek yiyeceği.
Yörük : Hızlı yürüyen Türk. Hayvancılıkla geçinen, gelenek göreneklerine, vatanına ve bayrağına, Türk diline ve Türk töresine sahip çıkan, Toroslarda göçebe yaşayan Türk oymakları.
Yaşmak : Bir tür oyalı baş örtüsü.
Yatık : Toprak su testisi.
Yazma : Bir tür oyalı baş örtüsü.
Yumuş : Buyurulan iş.
Yunmak : Yıkanmak.
Yuvak : Toprak damları sıkıştırarak düzeltmek için kullanılan silindir taş.
Yüklük : Yatak, yorgan, yastık konulan yüksekçe yer.
Zamane: Asri, günümüze ait, bu zamana ait.
Zıpcık : Yaprakları ve dalları kopmuş sadece gövdesi kalmış bitki.
Zibil : Çok, fazla.
Zobu : Güçlü kuvvetli.
Zumara : Cehennemin en dibi.
Eldeş Köyü Deyimler
Eldeş Köyü Deyimler
Kelime: --- Anlamı: ---
Doğru yoluna gidene bir şey olmaz: Doğruluk her daim kazanır.
Eşşek hoşaftan ne anlar: Bilgisiz, görgüsüz kimse, ince, güzel şeylerden anlamaz.
Falan fişman: Gibi, önemsiz benzeri manalarına.
Fincancı katırlarını ürkütmek: Mevcut düzeni bozmak.
Garagasbennek: Resmen, alenen, açıkça.
Gaz gelecek yerden tavuk esirgenmez: Büyük bir nemfaat için küçük bir taviz vermek manasına.
Gazımamak: Takmamak, önem vermemek.
Gök görmediğin oğlu olmuş oda çekmiş: Görgüsüz kişi elindeki imkanların kıymetini bilemez.
Gözleri velfecri okumak: Gözleri velfecri okumak.
Hasta, hoşaf koymaz tasta: Hastalık numarasıyla yiyip içen.
Ilgın bazarı günü: Pazartesi günü.
Irgat gibi çalışmak: Çok aşırı çalışmak.
Kanlı bıçaklı olmak: Düşman ve kavgalı olmak manasına kullanılır.
Kafa ütülemek: Gereksiz ve çok konuşan manasına.
Kara kaşına kara gözünemi hasretiz: Hiç sevilmeyen, özlenmeyen manasına.
Kedinin ciğere baktığı gibi: Dikkatlice ve iştahla bakmak manasına.
Kel başa şimşir darak: İhtiyacı olan bir şeyi alması gerekirken gereksiz ve gösteriş için ihtiyacı olmayan eşyayı alması
Kılavuzu karga olanın burnu kurtulmaz: Doğru rehber seçmeyenin başı beladan kurtulmaz.
Kılıcının tersi kesmek: Çok aksi, bela olmak olmak.
Paçaları sıvamak: Girişmek, hızlıca başlamak manasına
Paçaları suya değdi: Artık iş işten geçti, yapacak bir şek kalmadı manasına bir deyim
Pişmiş kelle gibi sırıtmak: Gereksiz bir gülümseme, tebessüm hali
Pösteki saydırmak: Çok sıkıcı ve gereksiz bir işle uğraştırmak.
Sakla samanı gelir zamanı:En değersiz şeyi bile atmamalı, günün birinde gerekebilir, işe yarar
Salla başı al maaşı: Hep aynı işle ugraşan insanların işi ikinci plana itip maaş için gün sayması.
Suratı sirke satmak: Domuşmak, somurtmak, küsmek manasına.
Sülük gibi yapışmak: İnatla peşini bırakmamak.
Kaleyi içerden fethetmek: Karşı taraftan birinin yardımını alarak işi halletmek.
Katranı kaynatsan olurmu şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker: Kendi özünü veya asıl özelliklerini değiştirmiş gibi görünse de asla değişmez.
Öküz öldü ortaklık bozuldu: Yakınlığın dayandığı sebep yok olduğunda bu yakınlık da biter.
Şadimek delisi olmak: Sonradan görme gibi davranmak, şımarmak, kibirlenmek.
Şaptı şeker oldu: Zaten bir şeye benzemiyordu iyice acayip olması.
Yan gel Osman on dönüm bostan: İş yapmayan tembel insanlar için söylenen bir deyimdir.
Yaşı benzemesin: Benzetmek gibi olmasın.
Eldeş Köyü Atasözleri
Eldeş Köyü Atasözleri
Kelime: --- Anlamı: ---
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar: Gerçekler acıdır.
İşsiz kalıp düşünmektense uyuz olup kaşınmak daha iyidir: Uyuz olup kaşınmak, insanı çok rahatsız eder ama işsizlik daha kötüdür.
Sakla samanı gelir zamanı:En değersiz şeyi bile atmamalı, günün birinde gerekebilir, işe yarar.
Sağır duymaz uydurur: Konuşulan şeyleri işitmez ama konuşanların durumuna bakarak anlamış gibi bir şeyler yakıştırıp söyler.
Sakalım yokki sözüm geçsin: Söyledikleri kabul görmeyen dikkate alınmayan insanlarin sabitleşmiş serzenişi.
Kör ölür badem gözlü olur: Yokluğunda kıymete geçen için söylenir.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın: Kişinin dönek olmasını önlemek amacıyla önceden tedbir almak için söylenen restleşme
Tok açın halinden anlamaz: Zengin fakirin halini ne bilsin.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar: Yalan eni sonu illa ortaya çıkar
Eldeş Köyü Dualar
Eldeş Köyü Söylenen Dualar Temenniler
Kelime: --- Anlamı: ---
Ağzından yel alsın: Söylediğin şey olmasın, gerçekleşmesin.
Allah akıl fikir versin: Hayırlı bir temenni dua.
Allah başa kadar sürdürsün: Sonuna kadar hayırlı olsun.
Allah bin bir bereket versin: Çok bereketli olsun.
Allah bir kötü yazı yazmasın: Kaderin güzel olsun
Allah çarşınıza pazar versin: Ticaretin, alaveren bol olsun
Allah devlete, millete zeval vermesin: Hayırlı bir temenni dua
Allah dirlik düzenlik versin: Aile geçimi için hayır dua
Allah doğru yoldan ayırmasın: Hayırlı bir temenni dua. Doğru yol sırat-ı müstakimdir.
Allah geçim, dirlik versin: Aile geçimi için hayır dua
Allah hayırlı eylesin: Hayırlı bir temenni dua
Allah hayırlı müşteriler versin: Hayırlı bir ticaret temennisi dua
Allah hayırlı, ömürlü eylesin: Hayırlı bir temenni dua
Allah iman Kur'an ile göçmeyi nasip: Allah hayırlı ve imanlı bir ölüm nasip eylesin
Allah işini rast getirsin: Hayırlı bir temenni dua
Allah iyiliğini versin: Hayırlı bir temenni dua
Allah kimseye el açtırmasın: Kimseye muhtaç ola diye bir dua
Allah namerde muhtaç etmesin: Mert olmayana muhtaç ola diye bir dua
Allah ömürler versin: Hayırlı bir temenni dua
Allah senden razı olsun: Hayırlı bir temenni dua
Allah son nefesinde iman selameti versin: Hayırlı bir temenni dua
Allah yardımcın olsun: Hayırlı bir temenni dua
Allah yolunu, yolsuza çattırmasın: Hayırlı bir temenni dua
Allah’ın rahmeti üzerine olsun: Bir selamlama duası
Allı pullu gelin olasıca: Kıza söylenen hayırli bir temenni duası
Analı babalı büyütsün: Yeni doğan bebeğe hayır dua
Eldeş Köyü İlenç Beddualar
Eldeş Köyü Söylenen İlenç Beddualar
Kelime: --- Anlamı: ---
Adı batasıca: Tanıyan bilen olmasın manasına
Adı gaybolasıca: Tanıyan bilen olmasın manasına
Boynun altında kalsın: Ölesice manasına.
Boyu batasıca: Bir ilenç
Boyu devrilesice: Ölsün manasına ilenç
Boyu tahtaya gelesice: Ölsün manasına ilenç
Canalıcı: Azrail manasına kızılan kişiye söylenir
Çekmeye komaya erme: Birine benzemesine söylenen ilenç
Döküle galasıca: Olmaz olasıca manasına.
İllere galasıca: Bir ilenç.
Olmaya komaya erme: Kötü olsun manasına.
Sikiciye galasıca: Bir kötüleme sözü.
Tırnağı gözünü çıkarsın: Birine gösterilen gereksiz ilgiye karşılık söylenir.
Yüzün dökülsün: Bir kötüleme.
Eldeş Köyü Tekerlemeler
Eldeş Köyü Söylenen Tekerlemeler
Eldeş Köyü tekerlemeler; ses oyunları ve çağrışımlarla birbirine bağlanan, genellikle kalıplaşmış söz dizisidir. Tekerlemeler genelde hece ölçüsünün 4+3 kalıbı ile ve dize seklindedirler. Tekerlemelerde belirli bir konu yoktur. Eglendirici bir unsur olarak yalnız çocukların değil yetiskinlerin de dünyasına hitap ederler. Tekerlemeler; masal, hikâye, bilmece ve halk tiyatrosu gibi bazı türler içinde veya müstakil olarak ortaya çıkan mahsulleridir.
Tekerlemeler dört ayrı bölümde ele alınabilir.
1. Masal tekerlemeleri,
2. Oyun tekerlemeleri,
3. Tören tekerlemeleri,
4. Bagımsız söz canbazlıgı degerinde tekerlemeleri
Tekerleme örnekleri:
Bir varmıs bir yokmuş ...
Onlar ermis muradına ...
Gibi masal tekerlemeleri
Portakalı soydum, baş ucuma koydum ...
O piti piti, karemela sepeti terazi lastik cimlastik ...
Gibi bir oyuna başlarken çocuklar tarafından ebe seçmeş için söylenen oyun tekerlemeleri.
Tekerlemeler, kendi başlarına birer söz söyleme sanatı niteligindedir. Genellikle kafiye uyağı ve güldürü unsuru agır basar.
Eldeş Köyü Bilmeceleri
Eldeş Köyü Söylenen Bilmeceler
Eldeş Köyü bilmeceler; keyifli vakit geçirmek maksadıyla küçük büyük herkes tarafından sevilen ve sorulan güzel bir eglencedir. Bilmeceler Eldeş Köyünde uzun kıs gecelerindeki oturmalarda sorulan genelde kafiyeli ve şaşırtmalı bir sorudur.
Bilmeceler, tabiat unsurları ile bu unsurlara baglı hadiseleri; insan, hayvan ve bitki gibi canlıları; esyayı; akıl, zekâ veya güzellik nev’inden mücerred kavramlarda dinî konu ve motifleri vb. kapalı bir sekilde yakın-uzak münasebetler ve çagrısımlarla düsünce, muhâkeme ve dikkatimizi aksettirerek bulmayı hedef tutan kalıplasmıs sözlerdir. Bilmecelerde kalıplasmıs bir soru söz konusudur. Bu soru çogu zaman, siirin; biçim ögelerinden uyak ve ölçü, söz sanatlarından; tekerleme ve ses taklitlerinden faydalanılarak düzenlenmektedir.
Bilmeceyi soran kisi, sordugu bilmece için karsı tarafa biraz süre verip, keyifli keyifli beklemeye baslar. Bilmecenin cevabı üzerinde derin derin düşünmeye başlayan kişi çesitli tahminlerde bulunarak cevabı yakalamaya çalışır, cevabı bulursa çok mutlu olur, bulamazsa üzülür. Bu olay, her bilmece
soruldugunda zevkli zevkli devam edip gider.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze kültür unsurları içinde önemli bir yer tutan sorulan söylenen bilmecelere bir göz atalım.
Bilmece örnekleri:
Altın: Sarıdır safran gibi, okunur Kur’an gibi.
Ayakkabı: Küçük mezar, dünyayı gezer.
Ayna: Bilmece, bildirmece. Resim yapar gündüz gece. Duvarları asılır, hemen hergün bakılır. Yapar resim bakınca, hemen siler kaçınca.
Ayva: Sarı tavuk dalda yatır, dal kırıldı yerde yatır.
Ay ve Yıldız: Felek kabz eylemiş altın şamdanı, gümüş pervaneler tutmuş cihanı.
Badem: Altı tahta üstü tahta, içinde bir sarı yafta.
Bağ: Eğri büğrü anası var, yeşil kürklü babası var. Oğlu var saybette gezer, kızı var, dünyadan güzel.
Baston: Ben giderim, o gider, nokta nokta iz eder.
Baş: Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak.
Beş mille örülen çorap: Bir acaip nesne gördüm dört direk üstündedir. Gözler bakar, eller oynar, kol yürek üstündedir.
Beş vakit namaz: Hakteala hoş yaratmış beş yemiş, Beşi dahi birbirini görmemiş. İkisine gün dokunur yaz ve kış. Üçü dahi gün yüzünü görmemiş.
Ceviz: Dağdan gelir takla makla, aman abla beni sakla.
Ceviz: Dal üstünde kilitli sandık.
Değirmen: Taştandır, demirdendir. Yediği hep hamurdandır. Dünya alemi doyurur, kendi doymaz nedendir.
Dil: Altı mermer, üstü mermer, içinde bir gelin oynar.
Dişler: Biz biz idik, iz idik. Otuz iki kız idik. Ezildik, büzüldük iki duvara dizildik.
Dudaklar: Anneye değmez, babaya değer. Halaya değmez, amcaya değer. Vallah’a değmez, billah’a değer.
Dondurma: Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca.
Gelin: Nar tanesi, nur tanesi, dört köşenin bir tanesi.
Gergef: O nedir ki dört ayaklı hanı yok, yüzbin hançer soksan onun kanı yok. Türlü nazik gelir biter, bülbülü nalan eder. Bu muammayı bilenin aklının noksanı yok.
Gölge: Ben giderim o gider, ardımda tin tin eder.
Gök: Mavi atlas, iğne batmaz. Terzi biçmez, iğne kesmez.
Gül: Bahçelerde üzerlik, başındaki al terlik. Yeni mi evlenmiş bu yiğit? Ne bundaki güzellik?
Güneş: Çıt demeden çalıya düşer.
Hamam: Altı taş, üstü taş. İçinde bin bir baş.
Harman tanesi: Dilim dilim nar. Dizime kadar kar. Uçtu keklik kaldı dilber.
Havuç: Yer altında kırmızı minare.
Hindistan Cevizi: Attım rafa, bir kuru kafa. Yemesi tatlı, maymun suratlı.
İğde: Küçücük al yastık. İçinde un bastık.
İğde: Sapı var keser görmedik, unu var değirmen görmedik, donu var terzi görmedik.
İğne: Küçücük nişatır, dünyayı giydirir, kuşatır.
İpek Böceği: Aheste aheste, bülbül kafeste, Yem yemez, su içmez, böyle nevreste.
Kan: Kandilde var, mumda yok.
Kapı: Gelen Leyla, giden Leyla, ayak üstü duran Leyla.
Kaplumbağa: Altı tahta, üstü tahta.İçinde bir kara Fatma.
Kar: Sudan ayaz, akdan da beyaz.
Karınca: Yer altında bulgur kaynar.
Kaşık: Bir küçücük kumbara, zahire çeker anbara.
Kavun: Allah yapar yapısını, demir açar kapısını.
Keçi: Dağdan gelir taştan gelir, altı açık enişten gelir.
Kestane: Ben ne idim, ne idim? Samur kürklü bey idim. Felek beni şaşırdı, küllüklere düşürdü.
Kına: Kalenin ardı bedendir, beden; yeşil bastım al çıktı, nedendir, neden?
Kiraz: Beyaz ile başladım, yeşil ile işledim, al ile bitirdim, cümle aleme yetirdim.
Kulak: Bir kuyum var, hep içine, hep içine.
Kurbağa: Ol hanım geldi, şol hanım geldi. ceylan bakışlı, keklik sekişli, dere karpuzu bir hanım geldi.
Küpe: Elde yapılır, ete takılır.
Lahana: Bir kızı var biz gibi, kıçı çuvaldız gibi. Kırk kat esvap içinde, yine içi buz gibi.
Limon: Küçücük, fıçıcık, içi dolu turşucuk.
Mevlana: Allah der döner Konya’da Fener.
Minare: Benim bir evim var. Sivridir ucu, taştır dışı, boştur içi.
Mum: Bir acaip nesne gördüm. Bir karışcık boyu var. Hem balıktan hem inekten, hem öküzden suyu var. Etrafına sur çekilmiş, ortasında nuru var. Kendi kendin yer bitirir, böyle bir pis huyu var.
Nar: Anne beni ağlatma, kanlı yaşım damlatma. Yakut gibi diziliyim, kandil gibi asılıyım.
Nar: Hanım cama dayandı. Cam kırıldı al kanlara boyandı.
Örümcek ağı: Hevaidir hevai. Yüksek yapar yuvayı. Kuyumcular dökemez. İpekciler yapamaz.
Paça: Onu sana yedirsem. Daha var mı dedirsem.
Patlıcan: Kısacık boylu, mor kadife donlu.
Saat: Çın çın hamam, kubbesi tamam. Bir gelin aldım. Babası yaman.
Sabun: Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca.
Sade yağ: Odaya götürsem ağlamaz, sofraya götürsem ağlamaz, ocağa götürsem ağlar.
Sakız: Kardan beyaz, şekerden tatlı. Kadınlar bilir tadını, erkekler bilir adını.
Sazlar: Bir ağacı oymuşlar, içine name koymuşlar. Yanılmış yalan söylemiş, kulağını burmuşlar.
Sebzeler: Sular harhara gider. Meyyit mezara gider. Anası toprak içinde, oğlu pazara gider.
Sel: Dağdan gelir taştan gelir, bir yularsız aslan gelir.
Soğan: Kat kat amma, katmer değil, kırmızı amma elam değil.
Su bardağı: Bir oğlum var, gelen öper, giden öper.
Süpürge: Çat burada çat kapı arkasında.
Şemsiye: Ben giderim, o gider, üstümde gölge eder.
Testi: İnce belli, karınca belli, taşıyamaz yüke tüm gücü belli.
Uyku: Çarşıdan alınmaz, bohçaya konulmaz, ondan tatlı bir şey olmaz.
Yanan lamba: Billurdan bir havuz içinde bir kılavuz, ağzında sarı yavuz.
Yılan: Yer altında yağlı kayış.
Yıldırım: Dağdan gelir hız ile, yedi bin yıldız ile. Ne taştır ne tüfek, neler yapar.
Yumurta: Ana bir kız doğurur, ne ayağı var ne başı. Kız bir ana doğurur, hem ayağı var, hem başı.
Yumurta: Bir kuyum var, içinde iki suyum var.
Yumurta: Bir küçücük sil taşı, içinde bekler aşı. Pişirirsen aş olur, Pişirmezsen kuş olur.
Bilmecelerde bazı soruların kalıp olarak kullanıldıgını, bazı bilmece unsurlarının bilmeceyle ilgilisinin pek az oldugu veya hiç olmadıgı yerlere ilâve edildigini böylece ortaya eğlenceli bir soru kalıplaşması’nın çıktıgını söyleyebiliriz.
Eldeş Köyü Manileri
Eldeş Köyü Maliler
Eldeş Köyü maniler; anonim halk edebiyatımızın en güzel ürünlerinden biridir. Genellikle eğlencelerde, Kına gecelerinde, dügünlerde, bayramlarda, tarlada, iste, akşam oturmalarında kısacası günlük hayatın hemen her anında söylenen maniler Türk Halk Edebiyatının en yaygın siir türlerinden biridir.
Maniler, ask, gurbet, kıskançlık, hasret, kırgınlık, tabiat, gibi hayatın her alanından içerikleri vardır. Manilerde ilk iki mısra bir bakıma duygu, düsünce ve hayâlin girişini teskil eder. Dinleyenin veya okuyanın dikkat ve ilgisini çekmeye yarayan bu iki mısradan sonra üçüncü ve dördüncü mısra asıl konuyu vermeye çalısır.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze halk kültürü unsurları içinde önemli bir yer tutan sorulan söylenen manilere bir göz atalım.
Mani Örnekleri:
Yazı yazdım yaz idi
Yaz değil kış idi
Daha yazacaktım ama
Mürekkebim az idi
Evleri yakın yarim
Kendini sakın yarim
Beni sana vermezler
Tabancanı takın yarim.
Baharda guzu gördüm
Tüyü gırmızı gördüm
Su yolunda giderken
Sevdiğim gızı gördüm.
Ah buğdayım buğdayım
Sereyim kurudayım
Geçme kapım önünden
Ben seni unudayım.
Şu dağlar kirec olsa
Davarı erkec olsa
Güzel çirkin istemem
Sevdiğim güleç olsa.
Maniler, bazen ferdi olarak bazen de karşılıklı olarak söylenir.
Eldeş Köyü Ninnileri
Eldeş Köyü Ninniler
Eldeş Köyü ninniler; anonim halk edebiyatımızın en güzel ürünlerinden biridir. Bebekleri uyutmak, avutmak ve oynatmak amacıyla söylenen anonim siirlere ninni denir.
Ninniler, nesilden nesile aktarılan bir sözlü kültür zenginliğimizdir. Kızlar evlendiklerinde annelerinden veya başka kadınlardan işittikleri ezberledikleri ninniler ile bebeklerini büyütürler. Eldeş köyünde ninni kelimesi genellikle nenni olarak telaffuz edilir.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze halk kültürü unsurları içinde önemli bir yer tutan ninnilere bir göz atalım.
Ninni Örnekleri:
Nenni nennii nennii
Neni de gelvedim
Seni hakdan diledim
Al bağardak doladım
Neni guzum neni
Nenni nenni
Nenni disem beni yakar
Ağzın bal, dudağın şeker
Senin gahrin annen çeker
Nenni yavrım, sana nenni
Dağlar dağladı beni
Gören ağladı beni
Ağlamak hiç kâritmez
Yavrım eğledi beni
Nenni yavrım, sana nenni
Çıkdım çeşmenin başına
Başımı goydum daşına
Ben yavrımı yörüdürüm
Doğan ayların başına
Nenni yavrım, sana nenni
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı
Huuu huuu huuu
Maniler, bazen ferdi olarak bazen de karşılıklı olarak söylenir.
Eldeş Köyü Türküler
Eldeş Köyü Türküler
Eldeş Köyünde söylenen türküler; genellikle Orta anadolu yöresi ve Konya yöresi türküleri toplu halk eğlencelerinin ana unsuru konumundadır. Türkülerimiz hayatın hemen her safhasına hitab eden sevinçleri, hüzünleri, özlemleri ve umutlarını dile getiren sözlü geleneğe dayanan şiirsel söylencelerdir.
Türkülerin özünü müzik teskil eder. Türkülerin hava adı verilen (kırık, uzun hava) çesitleri görülür. Eldeş köyünde türkü söylemeye, türkü çığığırmak veya türkü yakmak gibi ifadeler kullanılır.
Eldeş Köyünde söylenen halk türküler sevgi, hasret, özlem ve ayrılık. Türküler, kültür dünyamız içerisinde önemli bir yer tutan şiirimizin seslendirilen en güzel örneklerinden birisidir.
Türkülerimiz, umûmiyetle; halk mûsikîmiz ile âşık mûsikîsinde olduğu gibi şiir olarak da Türk Halk Edebiyatı'nda en çok kullanılan bir nazım şekli olmuştur. Tıpkı koşma ve destana benzeyen klâsik dörtlükler şeklinde, ancak değişik hece kalıplarıyla söylenmiştir. Türkülerin son mısraları genellikle her dörtlüğün sonunda tekrar eder.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze halk kültürü unsurları içinde önemli bir yer tutan türkülere bir göz atalım.
Türkü Örnekleri:
Cemalim Türküsü Sözleri
Kiresen’den tas geliyor
Sesi bana hos geliyor
Dolu giden kara kagnı
Kiresen’den bos geliyor
Evimizin önü arpa
Atlar yiyor kırpa kırpa
Cemal esin can veriyor
Kollarını çırpa çırpa
Asagıdan gelir kayık
İçi dolu kalabalık
Hepimiz de tamammıyız
İçimizde Cemal kayıp
Asagıdan gelir deve
Gevisini geve geve
Acep bizde gelin mi olduk
Cemal beyin yüksek eve
Evimizin ardı küllük
Küllüge saldılar pulluk
Daha onbeş yaşımdayım
Bana yakısır mı dulluk
Çekin Kır Atımı Türküsü Sözleri
Çekin kır atımı nalbant nallasın
Verin parasını hakkı kalmasın
Sen sütün kaymagısın gelin aman
Su Ilgın’ın oynağısın gelin aman
Çekin kır atımı binek taşına
Eller ulaşmaz eger kaşağına
Sen sütün kaymagısın gelin aman
Su Ilgın’ın oynağısın gelin aman
Çekin kır atımı verin gemini
Üstüne binenler sürsün demini
Sen sütün kaymağısın gelin aman
Şu Ilgın’ın oynagısın gelin aman
Fahriyem Türküsü Sözleri
Kazıkta silâhım asılı kaldı
Gelin Fahriyemin kekili kesili kaldı
Güveyi elbiseleri sandıkta basılı kaldı
Kıyma Celâlım kıyma canıma
Yeter bitsin bu dünya malına
Kapımızın önü bir dönüm avlu
Avlunun içinde kır atım baglı
Sineme giren kursur gavur daglı
Kıyma Celâlım kıyma canıma
Yeter bitsin bu dünya malına
Câmiye giderken potinim kaydı
İpek mendilimi örüzgar aldı
Gelin Fahriyemle kavusmamız ahrete kaldı
Kıyma Celâlım kıyma canıma
Yeter bitsin bu dünya malına
Kamilim Türküsü Sözleri
Degirmenin yolu, Ilgının düzü
Kâmil’i vuranın, kapansın gözü
Kâmilim, Kâmilim, aslan Kâmilim
Sana nasıl kıydı düsman Kâmilim
Degirmenin yolu Ilgın’a karsı
Kâmilin basına vurdular tası
Kâmilim, Kâmilim, aslan Kâmilim
Sana nasıl kıydı düsman Kâmilim
Tabutun boyu boylu boyunca
Saramadım Kâmilim, seni doyunca
Kâmilim, Kâmilim, aslan Kâmilim
Sana nasıl kıydı düsman Kâmilim
Tabutum altı boyunca çatlak
Beni vuran deyyus, benden de alçak
Kâmilim, Kâmilim, aslan Kâmilim
Sana nasıl kıydı düsman Kâmilim
Kına Türküsü Sözleri
Altın tas içinde kınan ezilsin
Sabah olunca gülen yüzün süzülsün
Görümcelerin etrafına dizilsin
Gelinim kınan kutlu olsun
Hem orada, hem burada dilin tatlı olsun
Atladı gitti eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
Kız evin yakışığı
Kal evimiz kal
Biner eşek sıpasına
Gider Afyon çapasına
Bak oğlanın sefasına
Şen evimiz şen
Avluda kagnı kanadı
Üstüne tavuk tünedi
Oğlumuz eşşek inadı
Şen evimiz şen
Evlerinin önü dibek
Dibekte döverler kepek
Hele güveyimiz yeşil ipek
Sen evimiz sen
Saffet Efendi (Konya - Anonim)
Atı olan haydi el atına biner mi
Yiğit olan ikrarından döner mi
Ah aman aman Saffet efendi
Beni buralardan al git efendi
Bütün suçlarımı affet efendi
Toprak tencerede bakla pişer mi
Kız oğlan kızların karnı şişer mi
Ah aman aman şişmanım aman
Şişmanda sevdim pişmanım aman
Karakollara da düşmanım aman
Kara kuşun havadadır oyunu
Değme şahinlere aman vermez payını
Aman aman sürmeli kızlar
Göğsü de çapraz düğmeli kızlar
Delikanlı görünce her yanları sızlar
Üç giderim beş ardıma bakarım
Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim
Ah aman aman Saffet efendi
Beni buralardan al git efendi
Bütün suçlarımı affet efendi
Karanfil Oylum Oylum (Konya)
Karanfil oylum oylum
Geliyor servi boylum
Servi boylum gelince
Şen olur deli gönlüm
Vay benim efendim efendim
Efendim servi bülendim
Karanfil olacaksın
Sararıp solacaksın
Ben hakime danıştım
Sen benim olacaksın
Vay benim efendim efendim
Efendim servi bülendim
Karanfil uzar gider
Yaprağı düzer gider
Yar yolunu şaşırmış
İnşallah bize gider
Vay benim efendim efendim
Efendim servi bülendim
Şu Sille'den Gece Geçtim (Konya - Anonim)
Şu Sille'den aman gece geçtim görmedim
Annem annem annem annem annem
Görmedim annem annem annem annem annem
Acı tatlı aman sular içtim ölmedim
Annem annem annem annem annem
Ölmedim annem annem annem annem annem
Aman yarim edalı yarim geli geli yarim hayda
Aman yarim edalı yarim sürmeli yarim hayda
Şu Sille'nin ufacık da tefecik taşları
Annem annem annem annem annem
Taşları annem annem annem annem annem
Kalem olmuş aman yazıyor kaşları
Annem annem annem annem annem
Kaşları annem annem annem annem annem
Aman yarim edalı yarim geli geli yarim hayda
Aman yarim edalı yarim sürmeli yarim hayda
Türküler, bazen ferdi olarak bir iş veya meşgale ile uğraşırken ama genelde toplu eğlencelerde müzik aletleri eşliğinde söylenir.
Eldeş Köyü Ağıtlar
Eldeş Köyü Ağıtları
Eldeş Köyünde söylenen ağıtlar; bir vefatın ardından ölenin ailesi ve birinci derece akrabaları bilhassa kadınlar tarafından toplu halde ağlayarak kafiyeli halde söylenen ağıtlar yakılırdı.
Agıtlar, umûmiyetle bir ölümün ardından ya da halkın belleginde iz bırakacak acı bir olayın ardından söylenen halk söylenceleridir.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze halk kültürü unsurları içinde yer alan ağıtlara bir göz atalım.
Ağıt Örnekleri:
Arefe günüydü bayram yakındı
Açın kefenimi lele lele yüzüne bakalım
Hasan ağam ölmüş hele ağıtlar yakın
Ardından ağlayan yavruların
Bayramı bize karalı ettin
Karalı ettin
Beş körpe yavruyu bırakıp gittin
Acelen neydi de acele gittin uyan
Hasan ağam
Uyan yavrular hep aç
Evlerinin önü dere
Dereden ben geçemedim
Kardeş arkamdan ulaştı
Kanatlanıp uçamadım
Ağıtlar, bazen ferdi olarak hüzünlü anlarda ama genelde cenaze evlerinde veya bir felaket yaşandığı zamanlarda söylenir.
Eldeş Köyü Şiirleri
Eldeş Köyü Bilmeceler
Eldeş Köyü üzerine yazılan şiirler; sevgi, hasret, özlem ve ayrılık. Şiirler, kültür dünyamız içerisinde önemli bir yer tutan edebiyatımızın en güzel türlerinden birisidir.
Şiirler, (nazım) umûmiyetle; Düşünce, duygu ve hayallerin ölçülü, uyaklı mısralar halinde yazılmış ve biçimlemesine denir. Ahenk, ritimle, ses uyumuyla estetik tat oluşturan bir edebi türlerden birisidir. Şiir imgeye, çağrışımlara ve düş gücüne dayanarak türetilip yazılıpsöylenmektedir.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze kültürü unsurları içinde yer alan şiirlere bir göz atalım.
Şiir Örnekleri:
Eldeş Köyüm
Sende bir vadide başlarsın köyüm
Ovaya doğru uzanır yeşilliğin bilirim
Suyunu havanı tatmadım ama
Her şeyi söylüyor, güzelliğin bana
Tepeden gördüm seni ciğerlerim sızladı
Kanım kanıma kaynamaya başladı
Anladım seni, şimdi daha başka güzelsin
Bir cananım var sende. Bana niye vermezsin.
Haziran 1968
İsmail ALTINIŞIK
Şair İsmail ALTINIŞIK, Doğum: 04.02.1950 - Vefatı: 13.10.2016 Eldeş'in komşusu olan Ilgın, Mahmuthisar Köyü, doğumludur.
Değerli büyüğüm, Şair, Zabıta Müdürü, İsmail ALTINIŞIK beyefendiye bu güzel Eldeş şiirinden dolayı Eldeşliler adına teşekkür ediyor, yüreğine, kalemine, sağlık diliyorum.
Şiirler, bazen ferdi olarak hüzünlü anlarda ama genelde önceden yazılıp ezberlenmiş şekilde söylenir.
Eldeş Köyü Beyitleri
Eldeş Köyü Beyitler
Eldeş Köyünde halk arasında, beyit, yöre insanının; sevgi, hasret, özlem ve ayrılık, gibi duyguları ifade eden kültür dünyamız içerisinde önemli bir yer tutan edebiyatımızın en güzel ölçülü türlerinden birisidir.
Anadolu, Türk insanının herhangi bir olay ya da durum karşısında duygu – düşüncelerini yerli yerinde, kısa ve özlü bir biçimde söylemesidir. Ölçülü atasözü ve deyimlerimizin yanında kalıplaşmıs bir takım vezinli, yani ölçülü, kafiyeli sözler daha kullanırız. Genellikle beyit, üçlük dörtlük halindeki bu siir parçalarının şairleri unutulmuş, anonim hale gelmişlerdir.
Beyitler bazen ticarethânelerde, taşıtlarda, evlerde kahvelerde levha halindeki asılıp kalmıştır. Bir bölümü ise henüz yazıya geçirilmemiş olup halen dilden dile dolaşmaktadır. Milletimizin binlerce yıllık hayat tecrübelerini, gelenek, görenek ve inanışlarının güzel bir neticesidir.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze bir kültürü unsurları içinde yer alan beyitlere bir göz atalım.
Beyit Örnekleri:
Ben gelmedim dava için
Benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller almaya geldim.
Yunus Emre
Ölüm güzel şey budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber
Bir mezar kitabesindeki beyit
Fotoğraf: Ilgın Eldeş Köyü Çeyiz Oyalı Yazma ve Çemberler.
Eldeş Köyü Argo ve Küfür
Eldeş Köyü Argo ve Küfür Konuşmak
Ilgın Eldeş Köyünde halk arasında, argo, küfürlü ve çirkin konuşama biçimi inancımız olan İslam dini gereği nadirattandır.
Anadolu, Türk insanının inancı ve geleneklerinden dolayı yüksek bir edeb ve ahlak anlayışı vardır. Yöre insanı kırsalda yaşamanın vermiş olduğu imkansızlıklar ve diğer malum kasıtlı sebeplerden dolayı cahil bırakılarak yozlaştırılmak istensede bunun üstesinden gelmiştir.
Yakın zamana kadar pek çoğu ümmi olup, okur yazarlığı olmadığı halde ahlaki ve edep ile alakalı konulara özel bir öncelik vermiş, hassasiyet göstermiştir.
Ilgın Eldeş Köyünde geçmişten günümüze günlük hayatta argo ve küfürlü konuşmak hızla azalmaktadır.
Argo ve Küfür Örnekleri:
Günlük hayatın bir gerçeği olan Argo ve küfürlü kelimelerin faydalı olmadıklarını düşündüğümüz için kötü örnek örnek teşkil edemez yaklaşımı ile bu konuda örnek vermeyeceğiz.
Fotoğraf: Eldeş Köyü, Merkez Camii, Gece Manzarası. Sene 2016.
Derleyen: Beytullah Yıldırım / Eldeş Köyü Eldesnet / 09.03.2026
Eldeş Köyü günlük konuşma dili ile alakalı çalışma ve araştırmalarımız devam ediyor...
Dilimiz köklü ve çok zengin
Hazırlayan: Beytullah Yıldırım
Fotoğraflar: Beytullah Yıldırım / Ilgın Eldeş Köyü 2004, 2006, 2026