|
ELDEŞ EFSANELERİ
|
|
Efsanelerimiz
Selçuku'dan günümüze kadim bir yerleşim yeri olan köy ve çevresi pek çok sözlü tarih anlatıma sahiptir. Bunların başında "Dede" hikayeleri, "Gelin" efsaneleri, "Yatır var" ve "sahipli" gibi mistik din temelli anlatımlar eskiden akşam sobetlerinde köy odalarındaki toplantılarda anlatırdı. gurbete veya savaş yıllarına harbe cihada gidip te dönmeyenler, farklı sebeplerle gurbete gidenler, gelin olup gidenler, ilim tasiline gidenler gibi farklı muhtevaya sahip çoğu gerçeklere dayalı efsaneler ihtiyarlar tarafından halen anlatılır.
Eldeşte nesilden nesile anlatılan efsanaleri ve halk hikayelerini bu sayfada sizlere nakletmeye çalışacağız.
Bu efsanelerden bazıları; "Yedi Kardeşler"dir. Ilgın ve Eldeş köyünün kuruluş efsanesidir. Bu bölgeyi vatan yaparken İslami bir gaye ile Türkistan civarından gelen Yesevi dervişlerinin ilayı kelimetullah, ve hak din İslamiyeti yaymak ve tebliğ etmek üzere bölgeye yerleşen gönül erenlerinin halk arasındaki menkıbesidir.
Efsane ve Menkıbeler
✅| Yedi Kardeşler Efsanesi
✅| Eldeşli Molla Osman Menkıbesi
✅| ...
.
✅ Yedi Kardeşler Efsanelesi
Eldeş köyün'de dünden bu güne anlatılagelen pek çok rivayetten birisi olan yedi kardeşler efsanesi.
Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlıdan günümüze yerleşim yeri olduğu bilinen Eldeş köyünde pek çok efsaneden birisi anlatıldığına göre Selçuklu döneminde geçen yedi kardeşler efsanesi Anadolunun İslam ile tanışmasında önemli katkıları olan Horasan erenlerini konu almaktadır.
Yedi Kardeşler efsanesine göre;
Eldeş köyünde altı yatır olduğu naklediyor. Bu yatırlar büyük zatlara ait olan bu mezarlardan birisinin bölgeye Türkistan dolaylarından Horasan civarından gelerek bölgeye yerleşen yedi kardeşten birsi olan kız kardeşlerine ait olduğu rivayet edilir. Bu kardeşlerin en meşhurları ise komşu Tekke yeni adı ile Beykonak köyündeki Didiği Sultan hazretleridir. Eldeş köyüne yerleşen ve yatırı kabri olan hayırlar sahibesi, mümine olan bu "kız kardeş" annemizin ismi bilinmiyo. Ayrıca Turgutoğulları ile bölgeye gelip yerleşen Dediği sulan hazretlerinin kız kardeşi olması kuvvetle muhtemeldir. Bu husus teyide muhtaç olup, net değildir.
Bölgede yaygın olarak anlatılan bu menkıbeye göre diğer beş kardeşin yatır mezarları ise Ilgın merkezinde metfun oldukları söylenir. Ilgın Kaplıcaları tarihi vakıf hamalarının yanında tekke, zaviye ve türbesi bulunan Handevi Kandevi hazretleri bu kardeşlerden ikisi olduğu ihtiyar Ilgınlılar tarafından rivayet edilmektedir.
Bizlere bu toprakları Anadolu'yu mayalayan, Müslüman yurdu yapan başta Dediği Sultan olmak üzere necip atalarımızı hayırla yad ediyoruz. Mevla C.C. cümle ecdadımıza, geçmişlerimize, ve ahfadımıza gani gani rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun.
✅ Eldeşli Molla Osman
Eldeş köyünde Osmanlı döneminde yaşanmış olan bir gurbet hikayesinin efsaneleşmiş anlatımı olan Eldeşli Molla Osman.
Ilgın'ın kadim tarih ve kültüre sahip olan antik dönemden Selçuklu ve Osmanlıya mühim ve mümbit, benimde köyüm olan Eldeş köyünde geçmişte yaşanmış bir hadiseyi hikaye edip büyüklerden nakledelim.
Eldeşli, Molla (Monla) Osman, Eldeş köyünden (eskilerin ifadesiyle İldaş karyesinden) okumak, ilim tahsil etmek ve eğitim görmek için gurbete yola çıkar ve köyden ayrılır.
Aradan uzun zaman, seneler geçer. Bir rivayete göre, on altı sene sonra bir gün sabah saatlerinde taze bir kuşluk vakti senelerdir burnunda tüten Ilgın yolundan, İğdelerin oradan kendi köyü Eldeş’e çıkar gelir.
Eldeşli, Molla Osman, seneler önce ailesi, karısı ve kızlarından ayrılmıştır. Eldeş köyünün gençleri Molla Osman’ı tanıyamazlar. Köyde bir çeşmenin başında otururken su dolduran bi kız, kendisinin yıllar önce söylediği bi şiiri okur. Gızı çağıran Molla Osman, bu şiiri nerden bellediğini, kimden öğrendiğini sorar. Gız da, bu sözlerin Molle Osman’a ait olduğunu anlatır. Sohbet edip konuşurlarken Molla Osman, o gızdan aradan geçen zaman içerisinde karısının ve kızlarının evlendiğini öğrenir. Duyup öğrendiklerinden sonra Molla Osman, o dönem köyün ileri gelenlerinin oturduğu bir köy odasına giderek emsalleri ile oturarak on altı yıl öncesini başlar anlatmaya. Bu arada yarenleri de garısı ve gızının evlendigini, bir kızını da vefat ettiğini orada deyiverirler.
Böylece Molla Osman, ilk önce evlenen garısını derin bir hüzün içerisinde ziyaret eder. Karısına, onu kendisinin sadece bu dünya için değil, iki cihân için sevdiğini ağlayarak anlatır ve ona ağır bir beddua etmesi üzerine eşi yatalak, felçli bir kütürüm olur.
Daha sonra Molla Osman, ölen gızının mezarını köyün girişindeki Eldeş köyü mezarlığına varıp ziyaret edip gabirinin başında dua eder. Mezarlıktan ayrıldıktan sonra öteki evli olan gızının yanına varır. Gız babasını tanıyamaz. O yüzden bu tanımadığı adamı, bilemediği babasını eve almak istemez. Molla Osman yalvar yakar olur ve eve girer. Küçükken kızına söylediği ninniyi, ona okuduğu siirleri söylemeye başlayınca gız babasını tanır ve sarmaş dolaş olur gucaklaşarak iyice bi ağlaşırlar.
Bu arada tarladan gelen damat da, durumu anlayınca kayın babasının elini öper, hürmette kusur etmez.
Nihayetinde Eldeşli Molla Osman edindiği ilim irfandanmıdır, yoğusa on altı yıl gurbetin ardından yurtsuz yuvasız galışındanmıdır bilinmez, orasını ancak Allah bilir bi gece rüyasında şerbet içerek pîri fanilere garıştığı söylenir.
Mevla C.C. cümle geçmişlerimize rahmet eylesin.
Beytullah Yıldırım Eldeş Köyü
Fotoğraf, Eldeş, İğdeler, Su Kuyusu. Sene 1970.
Beytullah YILDIRIM - 28.03.2022
Netice İtibariyle;
Yukarıda da belittiğimiz gibi ezelden beridir Eldeşte kuşaktan kuşağa kulaktan kulağa aktarılarak anlatılan çeşitli dede, gelin, yatır gibi çok çeşitli meseller değişik hikaye ve halk efsaneleri nakledilmektedir.
Bu sayfaya sizlerin de katkılarınızı bekliyorum. Vesselam.
Beytullah Yıldırım / Eldeş Köyü Araştırmaları
Fototğralar: Prof. Dr. Necdet ARAL / Beytullah YILDIRIM / Eldeş köyü
|